Askıda kalanları izliyorum. Birşeylerin ters gittiğini biliyorlar ve ne olduğunu kavramaya çalıştıkça daha çok batıyorlar. Doğalarındaki kirlenme arzusunun kaynağının geçmişlerinde kendilerine verilmiş lanetle kutsanmış bir bela olduğunu bilmiyorlar. Bunu onlara gösterdiğim halde, Acıdan bile zevk devşirmeyi sanatsal bir titizlikle yaşamaya çalışıyorlar. Zihinleri başkalarının cümleleri ile dolu… bedenleri başkalarını memnun ettikçe kendilerine makbul. Yalnızlığın ne demek olduğunu asla anlayamayacaklar. Savaştıkça kaybediyorlar. Çünkü uyumun ahengini savaşmanın sinsiliğine tercih edemiyorlar. Sorularla geliyorlar. Sorular, sorular, sorular… aslında tüm sorduklarının cevaplarını zaten biliyorlar! Tanrı onların sırtında acı ile zekayı aynı kambura sığdırdı. Sezgi ve ürpertici his yoğunluklarını… merhamet ve içten pazarlıkçılıklarını… suskunluk ve çığırtkanlıklarını… iç çekişleriyle sırıtışlarını… bağırmalarıyla böğürmelerini… zayıflıklarıyla kudretlerini… izliyorum…
Bu hususta çok muhatabım oldu. Zira analitik kökenliyim ve bipolarların doğalarındaki kirliliği deşen bir ilimle büyüdüm. Elbette gereksiz diyaloglar kurmaya çalışanlarda oldu. Sağ sağ gömerim, bilirler…
Bu konuda gerçekten yardıma ihyiyaç duyan varsa buyursun sorsun soracağını usulünce ve adabınca…
Engelli listesinde bir sürü insan var. Her diyalog önce bir nedene ihtiyaç duyar sonrası usluptur…
Zira bu platformda binlerce yaralı var. Ve neden burada olduklarını çok iyi biliyorum.