Onunla evlenip uzaklara gitsek, ağaçların arasında, kırlarda yaşasak ve hiç büyümesek, gözümüz hiç açılmasa, hep çocuk kalsak, güneşin altında, çiçeklerle kaplı çayırlarda boş boş, el ele dolaşsak, geceleri başımızı, tatlı bir saflık ve huzur içinde yosunların üzerine koysak, sonra da öldüğümüzde bizi kuşlar gömse ne kadar mutlu olurduk!
Sayfa 185 - Türkiye iş bankası kültür yayınları·Kitabı okuyor
- O da annesinin kollarında şimdi, dedi Mr. Omer.
- Ah zavallı kardeşim öldü mü?
-Çare bulamayacağın şeye fazla kafa yorma, dedi Mr. Omer. Evet. Bebek öldü.
Sayfa 159 - Türkiye iş bankası kültür yayınları·Kitabı okuyor
Soğuk kış günlerinde yalnız başıma, çamurlu çamurlu, ne yollardan yürüdüm; o salonu, içindeki Mr. Murdstone ve Miss murdstone’la her yere taşıdım zihnimde. Taşımak zorunda olduğum korkunç bir ağırlıktı bu, yarıda kesmemin mümkün olmadığı bir karabasan ve dimağıma çöreklenerek onu körelten bir ağırlık!
Sayfa 150 - Türkiye iş bankası kültür yayınları·Kitabı okuyor
Aslında orada hiç kimse beni sevmiyordu, ben bile kendimi sevmiyordum; çünkü beni sevenler bunu göstermiyor, sevmeyenlerse bunu o kadar açık bir şekilde ortaya koyuyordu ki artık ben de sürekli sıkıntılı, hoyrat ve sıkıcı bir görünüme büründüğümü fark ediyordum.
Sayfa 146 - Türkiye iş bankası kültür yayınları·Kitabı okuyor
Ah Tanrım, o vakit tatlı bir sözle ömür boyu geliştirilebilirdim, destekleyici, açıklayıcı bir söz,çocuk cahilliğime merhamet eden, bana kucak açan, buranın yuvam olduğuna beni ikna eden bir söz, ona görünüşte hürmet etmek yerine, yürekten hürmet etmemi sağlayabilirdi ve ondan nefret edeceğime saygı duyabilirdim.
Sayfa 58 - Türkiye iş bankası kültür yayınları·Kitabı okuyor