İslam düşünmenin yolunu kesmemiştir. Asıl biz , düsunmeyi durdurduğumuzdan dolayi islamla olan ilgimizi gevşettik , hatta yer yer kopardık. İslama olan aşkımizi yitirdik. Düşünme bağimsızlığimizi yitirdik. Zekamizi kör bir ezbercilik batağına sapladik.
İslam'ın fikir, bilim, sanat ve maneviyat yönünden parıldayıp yükselmesinin iki temel sebebi vardır:
Bunlardan birincisi, İslam bulduğu eski medeniyet lerde, mesela Basanilerin Pers kültürü, Bizans'ın Grek kültürü, Hindu bilimi gibi, en iyi olan şeyleri alıp özüm semesini bilmiştir. O yüzden İslam, bu medeniyetlerin dirilişini ve yeniden serpilmesini gerçekleştirmiştir.
İkincisi ise, İslam'ın getirdiği iman ve maneviyat ve bunlardan doğan sanat eserlerinin özel şekilleri, İslam imanına ve onun dünya hakimiyetine bağlı bi limler ve teknikler, Allah'ın o kesin birliğinin ve aş kınlığının yeşertip geliştirdiği tasavvuf, evet bütün bunlar, İslam kültür ve medeniyetini, özellikle 8. ve 14. yüzyıllar arasında, düşüncenin doruklarından bi ri haline getirmişlerdir
İslam girişimciliği her yerde ve her alanda kendini gösterir. Çünkü İslam, kendişinde asla "kadercilik" ta şımaz; tam aksine İslam, insana yeryüzünde Al lah'ın iradesini hüküm sürdürme sorumluluğu vererek onu yüceltir. İslam insana, daha sonra süfilerin diyecekleri gibi, kendi şahsi çıkarı için değil de, sırf tek olan Al lah'ın rızasını kazanmak için hareket eden "insan-ı ka mi l " olma görevini yükler.