Bugün (23 Aralık 2021) Gurur ve Önyargı'nın 2005' te yayınlanan filmini de izledikten sonra, kitap ve film üzerinde biraz yorum yapabileceğimi düşündüm. Önce kitap ardından film, her ikisi de gerçekten etkileyiciydi benim için. İlahi bakış açısı ile kaleme alınan kitap romantizm akımının fazlasıyla etkisindeydi. Romantizm akımının getirisi olarak tesadüf ve rastlaşmalar epey mevcuttu. Ana karakterler bir şekilde aynı mekanda bulunuyorlardı, karakterlerin birbiri ile bağlantısı çok fazlaydı.
Akım üzerinden devam edecek olursak romantizmde, iyiler her zaman iyi kötüler her zaman kötüdür fakat kitapta - sanıyorum ki yazar anafikri daha iyi ortaya koymak için yaptı bunu - bazı karakterlerin başlangıçta, kitabın sonuna göre farklı yansıtıldıklarını görüyoruz. Yazar bir iki karakterle de olsa bu kalıbı geri plana atmış olarak gözüküyor. Romantizm akımı klasizme tepki olarak doğmuştu. Klasizmde yüksek zümre işlenirken, romantizmde her sınıftan karakterleri görebiliyoruz ve kitapta da, yine romantizm etkisi olarak, her sınıftan insan bulunmaktaydı.
Üslup konusunda kendimi yeterince donanımlı bulmadığım için kitaptaki anlatım ve biçimsel özellikleri geçiyorum. (Belki ilerleyen zamanlarda bu konuda da yorumlarımı ekleyebilirim.)
Kitaptaki karakterlerin özelliklerine gelecek olursak -az önce de değindiğim gibi- birkaç karakter harici geneli belli özelliklerini, kitabın başından sonuna kadar devam ettiriyorlardı. Herhangi bir gelişim, değişim gözükmüyordu. Örnek vermek gerekirse Jane, kitabın başında saf, iyi ve güzel olarak tanıtılmıştı. Jane için insanlar her zaman iyiydi ve buna inanıyordu. Mr. Bingley ile yaşadıklarından sonra değiştiğini iddia etse de kitabın sonunda yine aynı temizlikle bizi uğurladığını görüyoruz. Başka bir örnek Mrs. Bennet, kitabın başında kızlarına koca