o da ağabeyi kadar maceraperest, hayalperestti ve dünyayı görmeye can atıyordu. ama okula gönderilmemişti. dilbilgisi ve mantık öğrenme şansı yoktu, nerede kalmış horace ve vergilius okuması. ara sıra eline bir kitap alır, belki de ağabeyinin kitaplarından birini ve birkaç sayfa okurdu. ama sonra annesiyle babası gelir, çorapları yamamasını, ya da ocakta pişen yahniye bakmasını, kitaplarla kağıtlarla oyalanmamasını söylerlerdi.