"Yani farklı bir yol seçmiş olsan hayatının nasıl olabileceğini düşündün mü hiç?"
"Bazı yolların daha kolay olacağını düşünmek işimize geliyor bence. Ama belki de kolay yol yoktur. Yalnızca yollar vardır. Bir hayatta, evli olabilirim. Başka bir hayatta, tezgahtarlık yapıyor olabilirim. Birlikte kahve içmeyi teklif eden tatlı bir adama peki demiş olabilirim. Kim bilir?
Her gün, her an yeni bir evrene giriyoruz. Boş yere hayatımızın farklı olmasını diliyor, kendimizi başkalarıyla ve kendimizin farklı versiyonlarıyla karşılaştırıp duruyoruz ama gerçekte çoğu hayat bir yere kadar iyi ve bir yere kadar kötü. Hayatta kalıplar var . . . Ritimler. Bir hayatta kendimizi köşeye kısılmış hissettiğimizde, hüznün, trajedinin, başarısızlığın ya da korkunun, tek bir varoluşun ürünü olduğunu düşünmek çok kolay. Demek istediğim, acıya karşı bağışıklık kazanmamızı sağlayacak bir yaşam tarzı olmadığını anlasak, her şey çok daha kolay olurdu. Mutluluğun doğasında acının da olduğunu. Biri olmadan öbürünün de olamayacağını. Tabii ki farklı düzeylerde ve miktarlarda. Ama hiçbir hayatta sonsuza kadar saf bir mutluluk içinde olamayız. Öyle bir hayat olabileceğini düşünmek ancak yaşadığımız hayattaki mutsuzluğumuzu büyütmeye yarar."
- Elveda dostum. Hayatımın geri kalanını senin her zaman iyi olduğunu umarak huzurla yaşayacağım. Baharın dünyaya kattığı tazelik gibi, seni tanımamı sağlayarak ruhuma kattığı tazelikten dolayı Tanrı'ya sonsuza dek şükredeceğim.
"Kayın ağacı, ağaçların sultanıdır da ondan..." dedi yaşlı kadın ağaç parçasını yeniden mavi tülbende bebek kundaklar gibi özenle sararken.
"Kadim geleneğimizde, büyüklerimiz göklerdeki Tengri'nin bütün ağaçları yarattıktan sonra, her birinin faydalarını test etmek için aralarında dolaşırken aniden bastıran yağmurda kayının yaprakları altında korunduğu söylencesini anlatırlar. Bunun üzerine Bilge Hatunumuz Umay Ene, -senin anlayacağın Ana- kayına hayır duası etmiş: 'Üzerinde beyaz kabuğundan, beyaz elbisen olsun. İlkbaharda yaprakların erken çıksın, sonbaharda bütün ağaçlardan geç düşsün!' demiştir. Bu yüzden kayın, yapralda-rının hepsini aynı anda dökmez, ağır ağır soyunarak hiç çıplak kalmazmış. Yakut Türkleri de kayını beyaz saçlı Bilge Hatun'un sureti kabul ettiklerinden onun etrafını taşlarla çevirerek korur, dallarına renkli çaputlar asardı. Anadolu'da neden her inançtan halkın hata ağaçlara çaput asarak dilek dilediğini sanıyorsun ki?"