İnsanlardan hoşlanmıyor değildi. Sadece kitaplardan daha fazla hoşlanıyordu. Kitaplar gürültü patırtı koparmıyor, yargılamıyor, alay etmiyor veya herhangi bir şeyi geri çevirmiyorlardı. Aksine sizi kanepedeki yastıkları kabartıp işlerinde kaybolmaya davet ediyor, çay ve kızarmış ekmek ikram edip sunabildiklerini almanızdan başka herhangi bir beklentileri olmadan yüreklerini sizinle paylaşıyorlardı.
Birileri ile bir şey yedikten sonra ayrı yollara gidiyoruz hep. Sürekli birlikte kalmak mümkün değil. İçi böyle güzelce ısınmış, dudakları nemlenmiş ve damağında güzel bir lezzet kalmış olmasına rağmen neticede hep yalnızdı. Kiminle olduğu önemli değildi. Ne kadar nefis vakit geçirirlerse o kadar yalnızlığa itiliyordu sanki Rika.
Geçmiş bir aşkın boş kabuğuna tutunmanın, bir daha geri dönmeyecek bir kalbi tekrar fethetmenin ya da pişmanlıklarınızın içinizi kemirmesine izin vermenizin bir anlamı yok... Öyle günlerde kitap okuyorum. Çünkü başkasına karşı duyulan sarsılmaz duyguların üstünde durmaktan daha büyük bir işkence yok. Bu sadece anlamsız duygusal tükenmişlik döngüleriyle sonuçlanır, hem kendim hem de beni dinleyen her kimse onun için. Fakat kitaplar farklı. Genelde ilaç gibi gelecek olan durumuma ve düşüncelerime uyan kitaplar arar ve sayfalar yıpranana kadar onları tekrar tekrar okurum, her şeyin altını çizerim ve buna rağmen kitap bana kazandıracak bir şeyler barındırmaya devam eder. Kitaplar benden hiçbir zaman bıkmaz. Zaman içinde tamamen iyileşmemi sessizce bekleyerek bana bir çözüm sunarlar. Kitapların en güzel özelliklerinden biridir bu.
"Doğum gününde ne yapacağımı bilmiyorum, böyle günler ölümden sonra kutlanır mı, yoksa doğum gününü artık geçersiz kılan başka bir tarih mi olur- ölüm tarihi."
"Løgstrup, hayatımızın temel maddesini oluşturan bu insan ilişkileri ağına karşılıklı bağımlılık birbirimize varlığımızı borçlu olduğumuz temel bağımlılık durumu diyordu. Bu ilişkiler ağının işlemesi için, kendine hakim olma sanatını daha en baştan öğrenmek zorundayız. Sırf kendi fikirlerimizi çok parlak bulduğumuz için her zaman bizim istediğimizin olmasını talep edemeyiz. İhtiyatlı olmayı, başkalarını dinlemeyi, hatta bazen kendimizi geri planda tutmayı öğrenmek zorundayız."