Belirgin bir dertten mustarip olanın şikayet etmeye hakkı yoktur: Onun bir meşgalesi vardır. Ağır hastalar hiç sıkılmazlar: Hastalık içlerini doldurur, tıpkı büyük suçluları vicdan azabının beslemesi gibi. Zira her yoğun acı doluluk benzeri bir durum yaratır ve bilince, içinden çıkamayacağı korkunç bir gerçeklik sunar; oysa sıkıntı denen o zaman matemindeki maddesiz acı, bilincin karşısına, onu kazançlı bir girişime zorlayan hiçbir şey çıkarmaz.
Etrafınıza bakın: Her tarafta vaaz veren solucanlar; her kurum bir misyonu dile getirir; tapınaklar gibi belediyelerinde mutlakları vardır yönetimin ise yönetmelikleri; maymunların kullanımına yönelik metafizik... Hepsi de bütün insanların yaşamına çare bulmaya çabalar: Dilenciler ve şifasız hastalar bile buna can atarlar. Dünya kaldırımları ve hastaneler reformcular ile dolup taşar. Olay kaynağı haline gelme isteği her birinin üzerine zihinsel bir karışıklık ya da kişinin kendi istediği bir lanet gibi etki eder. Toplum- bir kurtarıcılar cehennemi!