Bütün hayali hikayelerin bir gerçek payı olduğu gibi, ne kadar “gerçek” olursa olsun bütün hikayeler yalandır çünkü çok fazla şeyi dışarıda bırakırlar.
Bir insanın diğerinin deneyimini gerçekten anlayabilme şansı ne kadardır? Ya da başka bir şekilde ifade edersek, iki farklı insan, bir başka insanı aynı tarzda duyabilir mi?
Yaşadığımız anların haddi, hesabı yoktur, ama yine de bütün iç dünyamızı altüst eden, her zaman tek bir saniye, tek bir an olur ya, işte o an, daha önce bütün özsuları içine çekmiş olan çiçeğin şimşek çakar gibi kristalleştiği andır — bu an, yaratılış anına benzeyen ve aynı onun gibi, insanın kendi hayatının sıcak rahminde sakladığı, görünmez, dokunulmaz, sezilmez, sadece yaşanabilen bir sırdır.