Y.A.: Bekle. Yanlış anladın. Hakikat-Arayıcı olmuşumdur dedim.
G.A.: Yani?
Y.A.: Artık değilim. Unuttun mu? Sana, yalnızca geçici Hakikat-Arayıcıları bulunduğunu söylemiştim; kalıcı olanı, insan açısından imkansızdır. Arayıcı, Hakikat olduğuna iyice ikna olduğu şeyi bulunca, artık daha fazla aramaz ve günlerinin geri kalanını onu yamamak ve kalafatlamak ve desteklemek ve onu su geçirmez hale getirmek ve üzerine çökmesini önlemek için öteberi aramakla geçirir. Yani, Presbiteryen, Presbiteryen kalır; Muhammedi, Muhammedi kalır; Spiritüalist, Spiritüalist kalır; Demokrat, Demokrat kalır; Cumhuriyetçi, Cumhuriyetçi kalır; Monarşist, Monarşist kalır.
Y.A.: Civa, altının (onun kendine has doğası -diyelim ki mizacı, eğilimi sebebiyle) kayıtsız kalamayacağı bir dış etkidir. Biz algılayamasak da, altının kar değerini oynatır. Ama bu etkinin tek bir uygulaması hiç zarar vermez. Uygulamaya sabit bir akışla devam ettiğimizi düşünelim ve her dakikaya bir sene diyelim. On veya yirmi dakikanın sonunda -on veya yirmi yıl sonra- küçük külçe, civa ile sırılsıklam olmuştur, meziyetleri kaybolmuştur, karakteri bozulmuştur. Sonunda on ya da yirmi yıl önce fark etmeyeceği bir ayartıya boyun eğmeye hazırdır. Bu ayartıyı parmağımla yapacağım bir basınç biçiminde uygulayacağız. Sonucu görüyor musun?
G.A.: Evet, külçe un ufak oldu. Şimdi anlıyorum. İşi yapan tek bir dış etki değil, fakat uzun ve parçalayıcı etkiler birikiminin yalnızca sonuncusu. Şimdi anlıyorum ki, sahip olduğum o tek güdü, adamı saymamı sağlayan güdü değildi, fakat hazırlayıcı bir etkiler serisinin yalnızca en sonuncusuydu.
İnandıklarınız yıkıldığında iki yol çıkar karşınıza; ya dünyaya kızmak, her şeyi kabullenmek ve hayata küsmek, ya da yeniden yıkılma ihtimali olsa bile inandıklarınıza daha sıkı sarılmak ve herkese şefkatle bakmak. İkinciyi seçenlerden olmak ne güzeldir.