FİLİZKIRAN FIRTINASI
…
acılı günler gördüm
sığdıramam bir tek günü bir koca yıla
geceler geçirdim yoz kentlerin bulvarlarında
nice baharları kışlara gömdüm
uzak düştüm yelinden yelvesinden acılı yurdun
uzak düştüm umudundan mutundan
yomundan uzak düştüm
bunaltının böylesini görmedim
severim fırtınanın her türlüsünü
ormanlar uğultulu sular dalgalı
severim filizkıran fırtınası'nı
kırıp kanatmıyorsa sevincin türküsünü
nerde benim baharım
dalım yaprağım nerde
gece çökmüş üstüne kerpiçsel yalnızlığın
sanki kaplan pençesinde bir manda böğürtüsü
ne kuş kalmış ne çiçek
ne kırmızı ne yeşil
sapsarı karanlıkta yerler bahar ölüsü…
Hasan Hüseyin Korkmazgil
Bu ödülün katiyen bana değil emeğime-asla şöhret ve çıkar için değil-yüzünde ter ve kalbinde ıstırapla, insan ruhuna yaslanarak şimdiye kadar yaratılmamış eserler kaleme almamdan dolayı verildiğini anlıyorum. İşte ondan dolayı ben bu ödülü vekil olarak kabul ediyorum.
Flaubert şöyle özetliyor eserini:
“Saf Bir Yürek sıradan bir yaşamın, bağlandığına coşkudan uzak bir biçimde bağlanan, taze ekmek gibi yumuşak, dindar ve yoksul bir köylü kadının öyküsüdür.”
Ve yazarken neyin peşinde olduğunu da ekliyor:
“Duyarlı ruhları acımaya yöneltmek, ağlatmak istiyorum ,çünkü ben de onlardanım”.
Felicite, sevdiği ne varsa elinden kayıp giden ve ardından yine seven bir kadın. Unutmuyor, yas tutuyor ama ıssızlaşmıyor. Flaubert, bu kısacık kitapta bir kadını sevdiriyor,ona üzülmemize neden oluyor. Yazarken istediği şeyi başarıyor: Duyarlı ruhlara dokunuyor.