İnsan hayatta ne kadar yalnız olursa olsun, kendisi vardır hep, öyle değil mi? Yatağa girmeden önce rimelini silmeyi unutup rakuna benzer gözlerle kalktığı o şapşal, kusurlu yüz onundur. Dişçinin kol gücüyle asla yerine oturtamadığı o çarpık alt diş. Biraz fazla çıkıntı yapan kulaklar. Gülüşünün iki yanında parantez gibi duran o çizgiler. Çenesinin altında tıpkı annesininkine benzeyen o küçük gamze.
Elbette insanı olduğu kişi yapan tek şey onlar değildir.
Koca bir hayat hikâyesi vardır ardında. Mizah anlayışı vardır. Ev yapımı donut tarifi. Hayalet hikâyelerine duyduğu sevgi. Okyanustan esen rüzgardan aldığı zevk. Pembe ve turuncunun bir araya gelmesine duyduğu hayranlık. Yani demek istediğim, insan sadece yüzünden ibaret değildir.
Ama hani elbette onun önemli bir parçasıdır. Tıpkı gölgesi gibi. O hiç fark etmese de tüm sadakatiyle daima yanındadır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Bensiz yaşamanın bir yolunu bulacaksın. İkimiz için yaşamanın bir çaresini bulacaksın," dedi Aleksandr. O sırada Ural dağlarından doğan Kama nehri çam ağaçlarıyla çevrili bir köy olan Lazarevo'nun içinden geçiyordu. İkisi de gençti; ikisi de âşıktı.
Onun yanında otururken şöyle fısıldadı: Tek istediğim acına rağmen beni duyabilmen. Yanında oturarak sana damla damla aşkımı veriyor; beni duymanı, başını kaldırmanı ve yeniden gülümsemeni umut ediyorum. Şura, beni duyabiliyor musun? Yanında oturarak sana hâlâ hayatta olduğunu hissettirmeye çalıştığımı görüyor musun? Çarpan kalbinin üzerindeki elimi hissediyor musun? Elimle seni, yaşayacağına, ölümü yeneceğini ve gözlerini tekrar açacağına inandırmaya çalışıyorum. Hep burada olacağım. Sana inanacak; senin için umutlar besleyecek ve seni seveceğim. Buradayım Aleksandr. Hisset beni. Beni hisset ve yaşa.
Yaşadı.