Başımıza hep bu geliyordu zaten. Kendi evrenimi düzene sokup işletmeye başlamak için canım çıkıyordu, derken bu evren birden patlayıp gene o eski zavallı parçalardan oluşan karmakarışık bir yığın haline geliyor...
Bütün bu arayışlar, bütün bu dünyalar... Birbirimize bunca benzer olup da bunca uzak dünyalarda nasıl yaşayabiliyoruz? Ne aynı topraktan ne de aynı kandanken, ne de aynı amacın peşindeyken aynı çılgınlığı paylaşmamız nasıl mümkün oluyor?
Biz insanların bir hiçin peşinde koşmaya, gereksiz ve saçma düşünceleri birbirine katmaya büyük bir enerji adayabiliyor olmamız, bundaki fedakarlık beni her zaman büyülemiştir.