"Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar."
"O geceden arkadaşlarımdan hiçbirine söz etmedim; içimin bir zamanlar ne kadar ölü olduğunu asla bilmediler, şimdi nasıl çiçek açtığımı da asla anlamayacaklar."
“Ah, canlılığım her zaman vardı elbet, sadece yaşayabilme cesareti gösterememiştim, kendimi boğazlamış ve kendimden gizlemiştim; ama şimdi bütün o baskı altında güç patlamıştı, yaşam denen o zenginlik, o tarifesiz kuvvet bana galip gelmişti.”
Kitap, üç arkadaşın bir gezinti sırasında kaybolmasını ve sadece kadınların oluşturduğu bir ülkeyle karşılaşmalarını anlatıyor. Ülkede her şey dört dörtlük hiçbir konuda ve sistemde sorun yok, erkek olmadan mükemmel bir süreç geçiren kadınların ülkesi hiçbir sıkıntı yaşamıyor. Ta ki bu üç erkek gelene kadar... Ataerkil toplumsal çatışmaları güzel ve basit bir dille aktarmış. Yaklaşımları beğendim. Ancak konu çok fazla basite indirgenmiş ve sistemde yaşanan herhangi bir sorun ya da çözüme hiç değinilmemiş. Safi güzellik ve safi mükemmellik üzerinden gidildiği için fazla düz geldi. Yani beklediğim randımanı sağlamadı diyebilirim. Eleştiriler güzel ama kurgu beni pek sarmadı...