Balbec'ten ayrılmalı, yalnızlığa hapsolmalı ve bir anlığına sevdalı kıldığım, bir daha bana hitap etmememesinden başka şey istemeyeceğim sesin son titreşimleriyle uyum içinde yaşamalıydım; bu sesin bundan farklı olması kaçınılmaz bir sözle, mutluluk tınısının içimde adeta bir pedal sayesinde uzun süre yaşayabileceği o hassas sessizliği uyumsuz bir nota ile bozmasından korkmalıydım
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
'...bir insanın, tadabileceği tek zevki bulabilmesi ve bu yeryüzünde her varlığın, birisine müziğini, ateşini ya da kokusunu verebilmesi, önemsiz değildir...'
Oysa aşka ilişkin anılar, hafızanın genel yasalarından bağımsız değildirler; hafızanın kuralları da, alışkanlığın daha genel yasalarına tabidirler. Alışkanlık her şeyi zayıflattığı için, bir insanı bize en iyi hatırlatan şeyaslında unuttuğumuz şeydir(önemsiz olduğu için unutulmuş ve bu sayede bütün gücünü koruyabilmiştir çünkü). İşte bu yüzden, hafızamızın en güçlü kısmı bizim dışımızda, çisentili bir rüzgarda, bir odanın rutubet kokusunda veya yanmaya başlayan bir ateşin ilk andaki kokusundadır; kendi benliğimize ait, zekamızın işe yaramaz diye küçümsediği şeyi, geçmişin son ve en güçlü kalıntısını, bütün göz yaşlarımız dinmiş görünürken hala bizi ağlatabilen şeyi bulduğumuz her yerdedir.
Hayatımızı bir insana göre kurarız; artık onu hayatımıza kabul edebileceğimiz an geldiğinde, o insan gelmez, sonra bizim için ölür ve biz de sadece onun için hazırlanmış olan şeyin içine hapsolup yaşarız