Selam gençler.
Şu ara sinirlerim çok bozuk. Aşırı boş ve anlamsız şeyler gelişiyor. Tabi bunları anlatabilmem için üstünden biraz zaman geçmesi gerekiyor. Bir şeyler karalayıp içimi rahatlatmam lazım. Başlayalım o zaman.
İnce Memed'in yeri bende inanılmaz ayrıdır. Atamın hayat hikayesiyle gayet yakından alakalı, hatta aynı gibi bir şey. Ki atam dediğim şahıs çok da uzak bir insan değil, halis mulis dedem.
Canım dedem, ben doğmadan yıllar önce vefat etmiş. Kendisinin bilmediğimiz hikayeleri çok; ancak biz Türkiye petrolleri gibi yeni yeni keşfetmeye başlıyoruz. O kadar vahim durum.
5 yıl geçti üzerinden. Klasik bir kurban bayramı. Sabah kalktık, ana babamızın elini öptük; Zehracım daha 1 yaşındaydı. Havaya fırlatıp tutuyordum, döndürüyordum ters takla atlattırıp ısıra ısıra yiyordum; gıdıklıyor güldürüp kucağıma alıyordum... Şu anki gibi. Çok özledim keratayı.
Baba tanımadığımız birisiyle anlaşmış. Kesip biçip bize verecek dedi. Canıma minnet; kuşbaşı yapılıp pilavla servis edilip mideme girdikten sonra benim için problem yok. Maksat gençlerin gönlü olsun.
Mekana doğru gidiyoruz. Anam, babam, kardeşlerim, halalarım, babaannem.
Selamlaştık, oturduk. Hafiften kurbanı kesme aşamasına geçtik. Yıktık, derisini yüzdük. Klasik, her zamanki aşamalar.
İş yükü azalınca sohbet ettik. O ara kurbanı kesen abinin ablasıyla ve annesiyle de tanıştık. Annesi yaklaşık 90 yaşında. Kendisine çok iyi bakmış bir kadındı. Nur gibi yüzü vardı ve çok cana yakındı. Beni çok sevdi, aynı torunlarıma benziyorsun dedi. Sağ olsun, boğazlı bir insan olduğumu anladığı için yarım kilo ciğeri yapıp önüme serdi. Tertemiz yedim. Ben yerken gülüyordu.
O ara halamla kurbanı kesen abinin annesi de kaynaştılar. Sen nerelisin, ne iş yaparsınız falan filan. Tabi onların sohbeti koyulaştıkça, gerginlik