Puan vermedi·392 syf.··
2026 112. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 23:45
~~Zencefil önce yıkılacakmış gibi yerinde sallandı sonra çıldırmışçasına bağırarak, uçmaya başladı. Zencefil o yere konunca yüksek sesle, "Fülfül!" dedi, "Fülfül!"~~ UZAKLARIN ŞARKISI // Kaan Murat YANIK Karlı bir kış sabahı, Kars'a giden Doğu Ekspresi treni ile başlayıp 18. yüzyıl İstanbul'una uzanan bir roman. Başına gelen felaketleri unutmak ve hayalini kurduğu kitabı yazmak umuduyla Kars'a göçen Bünyamin, bu şehrin ücra bir köşesinde Besti Nine ile tanışacak ve bir müddet sonra bu kadının canı pahasına sakladığı yüzlerce yıllık sırrın peşine düşecek, öğrenmenin merakı ile kavrulurken öğrenirse bir şeylerden vazgeçmek zorunda kalacağından da bir o kadar korkacak. Bu yakıcı sırrın kanatları, Bünyamin'i evvela Hindistan'daki düş sarayına, oradan İstanbul'un efsanevi günlerine; Galata Kulesi'nin altındaki dehlizlere, güzellerin salındığı bahçelere, ruhların alınıp satıldığı evlere, bilinçaltı sularına, isyan planlarına, saray entrikalarına ve aşkın manasının yeniden keşfedildiği sonsuz anlara savuracaktır. Bu süreçte Gülbadem, Zencefil, Fülfül, İpek Böceği, Sunullah Efendi, Ruhsar ve daha niceleri ile tanışıp kendimizi onlarla romanın sayfalarında yürürken bulacağız. Kaan Murat Yanık Uzakların Şarkısı
1000Kitap
Uzakların ŞarkısıKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20234,767 okunma
10/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
BRONZ 5 #kitapyorumu "Savașım hiçbir zaman bitmeyecek," dedi. "Ama uğruna savaş vereceğim tek şey sensin." Bronz’un, Hisar’ın uğradığı haksızlıklara karşı bir kalkan gibi Efrem’in karşısına dikilmesi, her gerçeği yüzüne bir tokat gibi çarpması ve ona en büyük cezayı yani ömür boyu sürecek bir vicdan azabını vermesi... Bu sahnede Bronz’un o soğuk, karanlık ama His’i sonuna kadar koruyan aurasına bir kez daha hayran kaldım. Bronz sahiplenmesi diye de bir gerçek var ve bu sahnelerde hissettirdiği o sarsılmaz aidiyet duygusu kalbimi bir kez daha eritti. Bronz’un o kriz anlarındaki sarsılmaz, acımasız ama ekibini koruyan liderliği bir kez daha neden İmparator olduğunu kanıtladı. Hele o son sayfalarda, çatışmanın ve ihanetin tam ortasındayken bile birbirlerinin gözlerinde teselli bulan o iki liderin, İmparator ve İmparatoriçe'nin dik duruşu tüylerimi diken diken etti. Günlük kısımlarıyla mahvoldum. Bir annenin kızına sadece altı saniye sarılabilmesi ve o kısacık şefkatin bile babası tarafından kızının hafızasından vahşice silinmesi... Göğsüme tam anlamıyla bir öküz oturdu. Haris’e karşı içimde muazzam bir nefret büyüdü. Öyle bir yüzleşme sahnesi vardı ki kelimelerin bittiği, müziğin ve acının konuştuğu, okurken insanı duygusal olarak tamamen tüketen ama bir o kadar da hayran bırakan türden. Nefesimi tutarak okuduğumu söyleyebilirim. Son sayfalardaki ters köşeler inanılmazdı. Tüm seri boyunca His’in yaşadığı o acıları, kayıpları ve zihnine vurulan zincirleri okurken içimiz sökülmüştü. Ama bu kitabın sonundaki o uyanış... His'in geçmişini, çalınmış yıllarını, dökülen kanları ve her bir detayı hatırlaması muazzamdı. Finalde bizi nasıl bir mahşer yeri bekliyor hayal bile edemiyorum. Son kitabı sabırsızlıkla bekliyorum.
1000Kitap
Bronz 5Özge Naz · Guardian Yayınları · 2026196 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·144 syf.··
2018 125. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2018 00:00
Uzun zamandır beklettiğim #kasedibaşasardır kitabıyla birlikte geldim bu gün. O kadar çok yorumunu gördüm ki kitabın, hepsi bir özlem havasında yazılmıştı. Büyüdükçe büyüdü içimde ama nedense hep "2019 a girerken okuyacağım" dedim. Dün geceyi bu güzel kitapla noktaladım. Çocukluğuma, şimdi asla bir arada bulamadığım akrabalarıma, yerinde yeller esen mahalle bakkalına, eskimeyen oyuncaklarıma, adını unuttuğum komşu teyzelere-amcalara, ıslak çamaşırlardan damlayan suların soba üzerinde çıkardığı o "cıss" sesine kadar göz atıp geri döndüm. Bazen bir şeyler içinizde ağır basar "hele az daha biriksin" dersiniz, sonra "tak" der ve bırakırsınız. Sanırım öyle bir zamandayım ve kabak bu caaanım kitabın başına patladı. Okudum, güldüm, ağladım, iç çektim, yine güldüm, son olarak iki damla göz yaşıyla kapattım kapağını. Ben üzerimdeki o bilinmeyen ağırlığı attığımdan rahatladım, o da kitaplıktaki yerine kavuştuğundan... Güzel de bir uyku çektim doğrusu. Size bir sır vereyim mi, orta 2 de ben de gidemediğim tatil dönüşlerinden birinde sanki gitmişim gibi kompozisyon yazmıştım edebiyat dersinde. O kadar güzel anlatmıştım ki bütün sınıf gitmek istemişti, neresi olduğunu sormuştu herkes. Gitmediğimi bilen bir kişi vardı. Edebiyat öğretmenim Abdullah Bey. Gözlüğünün üzerinden yanık teninde daha çok dikkat çeken gülen çakır gözleriyle baktı, "aferin örs iyi gözlemlemişsin" dedi. Öğrencilerine soyadlarıyla seslenirdi hep. Asla bozuntuya vermedi ve hiç konusunu açmadı. O zaman bu benim için çok önemliydi... Mihrap Altıntaş'ın dediği gibi, çocukluk işte...
Kasedi Başa SardırMihrap Altıntaş · Karina Yayınevi · 201897 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2018 122. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2018 00:00
Bu gün Okuyan kadinlar kulubu ile birlikte #heraybirdünyaklasiği etkinliğimiz için seçtiğimiz #masumiyetçağı ile geldim. Eski pembe dizileri bol bol anımsatan bir okuma oldu benim için. Büyük, büyük, büyük aileler, kuzenler, kalabalık 'dost' meclisleri, herkesin arkasından bir burun kıvırmalar, bir arada olunca 'ah canım benim' ler falan :) Herşey den önce kibar insanlar efendim. Kibar seviyorlar, kibar sinirleniyorlar, kibar münakaşa ediyorlar, kibar aldatıyorlar, bir cömertlik, bir bonkörlük değmeyin gitsin. Zaten yabancı isimler konusunda sıkıntı çeken ben, bir de akrabalık bağları kimliklerine yansıyıp üç dört isim ile anılınca epey sıkıntı çektim. Konumuz imkansız bir aşktan fazlası. Eşinden ayrılıp büyüdüğü yere dönen Olenska açısından yalnız bir kadının toplumda karşılanışına değinilmiş. "aaa çok ayıp cıx cıx cıx her ne olursa olsun hemen kocasına geri dönmeli" şeklinde hali hazırda dillerinin ucunda tuttukları, acaba kime yapıştırsak diye bakındıkları dedikodular var mesela. Kuzeni May açısından saf aşk anlatılırken hem geleneklerine bağlılığına değinilmiş hem vazgeçmenin erdemine. Newland içinse aşk - tutku bir tarafta, sevgi - hayranlık - verilen sözlerin ağırlığı bir tarafta. Bir entrika ile karşılaşacağıma o kadar emindim ki, gel gitlere rağmen güzel bitti. Özet niteliğinde bir kaç alıntı bırakıp müsadenizi istiyorum efendim, kitapla kalın. "Evlilikleri diğer çoğu evlilik gibi bir yanda cehalet diğer yanda ikiyüzlülüklerle ilerleyen, maddi ve toplumsal çıkarlar uğruna bozulmayan yavan bir birliktelik olacaktı. Gerçek şeylerin asla söylenmediği, yapılmadığı ve hatta düşünülmediği bir dünyada yaşıyorlardı." "Gerçek yalnızlık, insanın yalnızca taklit yapmasını isteyen bütün bu insanların arasında yaşamasıdır." "Artık yalnız değilim.Yalnızdım ve
Masumiyet ÇağıEdith Wharton · Martı Yayınları · 20201,294 okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2018 107. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2018 00:00
Okuyan kadinlar kulubu olarak 29 Ekim - 10 Kasım arası Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili kitaplar okuma kararı alıp #izindeyizokuyoruz dedik. @okumacemberiolusturalim etkinliğime de böyle bir kitap kattığım için çok mutluyum. Okuyup raflara sığdırabileceğim bir kitap olmadığı kesin. Devasa bir hayata tanık oldum @yilmazozdil_ sayesinde. Mustafa Kemal Atatürk'ü, fikirlerini, zaferlerini, yaptıklarını, görüşlerini hepimiz biliyoruz. Ben bilmediğim yönleriyle Kemal'e de aşık oldum... Gözümüzün önündeki resmine değil, beynimizin içinde ki fikrin ile Ne Mutlu Türküm Diyene Sakin bir bebekliği, ağırbaşlı bir çocukluğu vardı. Dobraydı, dürüst cevapları severdi, gambazlıktan haz etmezdi. Soğuk kanlıydı, tehlikelere karşı papuç bırakmazdı. Mütevazı, esprili, hazırcevaptı. Takım çalışmasına inanırdı. Kimseyi ihmal etmezdi, vefalıydı. Hesap adamıydı. Sakin bir özgüvene sahipti. Gücünün farkında ama kibirli değildi. Pratik ve idealistti. İletişim dehasıydı, kod adı Nuh'tu. Asil ve ince ruhluydu. 21 Kasım 1925 kayıtlarına göre 1.74 boyunda, 74 kiloydu. 42 numara ayakkabı giyerdi. Karizmaydı. Açık renkleri sever, kol düğmesi, yaka iğnesi, bağcıklı siyah rugan ayakkabı kullanırdı. Köstekli saat takar, tespihi aksesuar olarak taşırdı. Fanilasında taşıdığı minik zincirli iki muskası vardı. Uyanınca çıngıraklı zilini çalardı, gazeteleri ve kahvesi getirilirdi. Yanlızken divana bağdaş kurup otururdu. Parfüm kullanmaz, kolonya sürerdi. Akşamları pijama üstüne şal yakalı robdöşambr kullanırdı. Omuzlarına masaj yaptırmaktan çok hoşlanırdı.Sofrada müşkülpesent derecesinde dikkatliydi. Kuru fasulye ve bamya severdi. Patlıcan kızartmasını sever, karnıyarığı pilavla karıştırarak yerdi. Kavun ve üzüm severdi. Tatlıyla arası yoktu ama gül reçeline hayır diyemezdi. Yaz kış soğuk su içer,
Mustafa KemalYılmaz Özdil · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201815,7bin okunma
SPOİLER VARR
Puan vermedi
eveet,bu kitabi mitolojik icerik var diye aldim oyle de vardi zaten,hiyeroglifler falan cizilmis kitaba ve bunu cok sevdim,punto gayet iyi,bolumler yeterli uzunlukta falan falan,asil konuya gelelim ana kadin karakter Inez ailesinin Mısır'da oldugunu duyunca apar topar toplanip Mısır'a gidiyor(dayisi da arkeolog)onu dayisi yerine dayisinin hizmetinde calisan ana erkek karakter (ismi onemli degil) onla karsilasiyor o da Inez'e diyor ki 'dayin beni gorevlendirdi,buradan simdi gideceksin' geldigi gibi gitmis oluyor kisaca ama Inez bana misin diyerek bavullarini falan umursamadan gidiyor,o sirada babasinin ona hediye ettigi yuzugu bir adam 'bu Kleopatra'nin yuzugu' diyerek Inez'den yuzugu caliyor neyse sonra dayisiyla konusuyor dayisi diyor buna 'yarin gidecen' Inez diyor 'tmm' sonraki gun dayisinin gemisine atlayip gizleniyor,kimligini ne zaman gosterecegini bilmiyor ama denizde geminin sallanmasi sonucunda bir anda suya dusuyor,ana erkek karakter onu zorbalarken bir anda 'yuzme bilmiyorum' diyor ve sonra ne oluyor? Ana erkek karakter denize atlayip Inez'i daha da dibe cekip suni tenefus yapiyor(akil alir degil) neyse bunlar kurtuluyorlar,kazi alanina geliyorlar Inez'in yetenegi var resimde dayisi diyor ki 'resim ciz bakim' o da 'tmm' diyor ciziyor iste,boyle arada sirada Kleopatra'nin anilarini goruyor(o kisimlari cok guzeldi)sonra bir gece bir bakiyor annesi karsisinda amantanrimm,annesi diyor ki 'dayin kacakcilik yapiyor sen pek degeri olmayan esyalari al getir' diyor Inez'de 'tmm' diyor yine,yardim ediyor kii bir bakmis annesi bir yabanciyla gemide,esyalari alip Inez'i almadan gidiyorlar (kahpe) bu sirada ana erkek karakterle ilk kez opustukten sonra erkek karakter 'benim nisanlim var' dedi PAUABDHIAWBDBIAHSBDH kitabin sonlarina dogru bu ikisi kaciriliyor ve maalesef
Nehrin BildikleriIsabel Ibañez · Artemis Yayınları · 2025154 okunma