dedublüman

dedublüman
@dedubluman00
4 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
Puan vermedi·160 syf.··
2026 3. kitabı
Öncelikle bu kitapla ilgili dikkatimi çeken şeylerden bir tanesi Zülfü Livaneli’nin diğer kitaplarından farklı bir üslup kullanılması bunda daha çok saray üslubu kullanılmıştı yanlış telaffuz edilmiş sandığımız bir çok kelimenin eski zamanlardaki telaffuzu vardı ve bununla beraber kitabın arkasında bu kitapla ilgili Zülfü Livaneli ile bir söyleşi, kendisine kitapla ilgili gelen sorular ve onların cevapları ve bu sektörde çok saygın insanların kitapla ilgili yorumları var özellikle arkadaki soru cevaplar kitapla ilgili Anlamadığımız yerlerin açıklanmasında yanlış anladığımız yerlerin doğrulanmasında çok etkili olduğunu düşünüyorum Senaryo güzel akıcı sıkılmadan okudum arkadaki söyleşilerle beraber totalde 150 sayfalık bir kitap 3 gün gibi bir sürede bitti Kitapta tutarsız bulduğum şöyle bir nokta var kitabın kapağında hükümdar ölümü kul ölümüne benzemez yazıyor SPOILER VERIYORUM senaryonun sonunda hükümdarın ölmesinin özelinde değişen hiçbir şey yok sadece cellat ben bunu yapamam hükümdarı öldüremem deyip işten vazgeçiyor onu da geri yakalıyorlar onun dışında herkes yine duasını Edip kendi hayatına bakıyor yani kapakta neden böyle bir şey yazmış anlamadım Kitabın sağ üstteki Der Spiegel ibaresini de araştırdım bu Almanya’nın en etkili ve en çok okunan yayın organlarından biriymiş uluslararası saygınlığı yüksek bunun sebebi siyaset ekonomi uluslararası ilişkiler toplum ve kültür alanlarında yani çok yönlü araştırmacı gazeteciliği ve özellikle araştırma dosyaları ve siyasi skandalları ortaya çıkarmasıyla bilinmesimiş böyle bir itibara sahip bir kitap şu anda Bir de kitapta şöyle bir cümle geçiyor kitabın anlatıcısı hadıma padişahın büyüleyiciliğini anlatmak için “ Engereğin gözünü bile kamaştıracak bir ihtişama sahipti “ diyor ARKADAŞLAR ENGELLEYIN GÖZÜ NE ALAKA
Edebiyat
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202124,8bin okunma
Reklam
8/10
·413 syf.··
2026 4. kitabı
Şimdi arkadaşlar ben bir yerleri atlayarak mı okudum yoksa benim mi algılarım kapalı o yüzden mi anlamadım bilmiyorum ama kitaba başlamadan önce arkadaki özetini okudum arkasında bir tane uzay projesinin yapıldığından bir Uzay üssü kurulduğundan falan filan bahsediliyor kitabın içinde de bu geçiyor ama kitabın genel senaryosu ile ve temasıyla o kadar alakasız bir durum ki açıkçası bağdaştıramadım bir türlü yani neden böyle bir şeyden bahsettigini SPOILER VERIYORUM  iki tane astronot var bunlar uzaydan sinyal alıyorlar sonra kimseden izin almadan tamamen inisiyatif kullanarak sinyal aldıkları yere doğru yolculuğa çıkıyorlar ondan sonra orada kalıyorlar sonrasında uzay üssünden izinsiz olarak gittikleri için dünyaya tekrar dönmelerini izin verilmiyor sonrası yok e ne mana yani neden bu olay bu kadar yer kaplamış bu kitapta İkincisi Mankurt kavramını merkeze alan bir senaryo olduğu yazıyor arkasında Man kurt’un ne olduğunu açıklamayacağım kitabın olayı orada zaten ama bu da bir anlatılmış olay nayman ana ve oğlu arasında geçen bir olay Mankurt kavramının ne olduğu da bu olayda geçiyor ama Mankurt kelimesi kitapta çok az kullanılmış bu arada kitabı kötülüyor gibi oldu ama asla kötülemiyorum kesinlikle senaryo çok güzel orta asya bozkırlarında sert kışta geçen bir kitap yani tam olarak yağmurlu havada okumalı bir kitap 413 sayfa bir hafta gibi bir sürede bitirdim akıcı bir kitap sarıyor yani senaryo akıyor sıkılmadan okuyorsunuz sadece arkada yazan özetle kitabın içindeki senaryoyu pek bağdaştıramadım Senaryoda totalde dört kere oha dedim arada böyle ters köşeleri olabiliyor bunlardan bir tanesi kitabın baş kahramanı ile ilgili başlarda kitaptaki en sevdiğim karakter olan ama sonralarda tam bir ırz düşmanı köpeğe dönüşen bir adam resmen sadakatsiz volkan karakteri Ayrıca
Edebiyat
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 5. kitabı
Biraz uzun bir rapor olacak Bana kalırsa bu kitabı okumadan önce Cumhuriyet öncesi, Cumhuriyet dönemi ve genel Türk tarihi hakkında biraz bilgi sahibi olmak gerek çünkü olaylar ve fikirler örnek olarak kullanılmış ama çoğunda açıklama yapılmamış tek bir konuya değinilmemiş din milli bilinç psikoloji felsefe bu da aslında ziya Gökalp’in bulunduğu dönemin kültürel şartları sunulan eğitim imkanları ve genel halk zihniyetinin tam tersi olarak ne kadar aydın birisi olduğunu gösteriyor ama bununla beraber kitap yazılırken çok fazla da araştırılma yapılmış dipnotlar verilmiş aslında bu saydıklarım kim olursa olsun yazarı ve kitabı çok daha güvenerek içimiz rahat bir şekilde okumamızı sağlıyor Katılmadığı bazı noktalar var tabii açıkçası mesela benim elimdeki baskıda sayfa 159’da (estetik Türkçülük bölümü) şöyle bir cümle geçiyor: halkın hoşlanmadığı ölçüler hece tarzında olsa bile milli ölçülerden sayılamaz. Bu cümle bence bir millete kendi kültürlerini seçebilme konusunda çok fazla özgürlük veriyor bu her zaman iyi olmayabilir sonuçta her milletin geçmişten günümüze kadar gelen belirli bir kültürü vardır gelenekleri vardır tabii ki her şeye koru körüne bağlı kalınamaz onca zamana rağmen her şey tabii ki aynı kalamaz ama sevmediğimiz bir şeyi de kendi kültürümüzden saymamak biraz nankörlük gibi geliyor bana açıkçası kaldı ki çok yakın zamanda bunun böyle olmaması gerektiğini açıklayan bir örnekle de karşılaştık yabancı bir gazeteci Türkiye cumhuriyeti cumhurbaşkanının Amerika tarafından esir alındığı şeklinde bir fotoğrafı şaka yaptım adı altında paylaşmıştı ve bütün Türkiye yani Cumhurbaşkanını seven ve sevmeyen herkes tek yürek olup onu savundu çünkü aslında burada dikkat etmemiz gereken şöyle bir nokta var orada savunulan kişi Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanının şahsı
1000Kitap
Türkçülüğün EsaslarıZiya Gökalp · Ataç Yayınları · 20197,8bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 1. kitabı
Söze şöyle gireyim açıkçası kitabın hitap ettiği kitlede olmadığım için başlarken pek bir hevesle başlamadım 20 yaşında birisi olarak kitabın içinden kendime pek bir şeyler çıkaramadım sadece şöyle aydınlanmalar yaşatabilir en çok da benim yaş grubuma: ailemin bana olan birtakım davranışları ve sözlerinin ardında aslında nasıl bir mana yatıyor idrak edebilmemize yardımcı oluyor ve bunun sonucunda da bu sözlerin üzerimizdeki olumsuz tesirini bir nebze de olsa kontrol edebilmemiz sağlıyor kendime çıkardığım pay buydu. Bununla beraber kitabın içinde verilen örnekler bir kurgu ürünü değil gerçek hayattan ailelerin gerçek hayat öyküleriiydi aynı zamanda doğan cüceloğlu kendi hayatından da örnekler vermişti ve bu da söylenilen sözlerin bir ihtimal olarak kalmaktan çıkıp gerçekten de az veya çok bize dokunabilmesine imkan sağlıyordu bu şeffaflık ve bu gerçeklik hoşuma giden yanlardan bir tanesi Tabii ki kitap başından sonuna kadar tamamen ebeveynler için yazılmış bir kitap değil hayatta içinde bulunduğumuz rolümüz ne olursa olsun ölene kadar taşıdığımız bir sıfatımız var insan olmak bundan dolayı bütün insanların hayatlarında yaptığı ortak hataları olabilir ortak çıkmazlara girebilirler bir anne de olsa baba da olsa çocuk da olsa kitapta bu konulara değinilmiş örnek veriyorum stresli olduğumuz herhangi bir durum karşısında stres yönetimini ve zaman yönetimini nasıl yapabiliriz veya ders çalışmaya başladığımızda etkili ve verimli ders çalışma teknikleri gibi basit ama ihtiyaç duyduğunuzda hayatınızı kurtaracak bir takım bilgiler de var içerisinde az da olsa Başta da söyledigim gibi kitabın olmadığım için buna bir puan vermeyecegim ama bir anne olarak okusaydım eminim vereceğim en düşük puan yedi olurdu üç puanı da kitap kısa olduğundan dolayı ebeveynlikle ilgili aklımıza
Kişisel Gelişim
Başarıya Götüren AileDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 20244,557 okunma