Öncelikle bu kitapla ilgili dikkatimi çeken şeylerden bir tanesi Zülfü Livaneli’nin diğer kitaplarından farklı bir üslup kullanılması bunda daha çok saray üslubu kullanılmıştı yanlış telaffuz edilmiş sandığımız bir çok kelimenin eski zamanlardaki telaffuzu vardı ve bununla beraber kitabın arkasında bu kitapla ilgili Zülfü Livaneli ile bir söyleşi, kendisine kitapla ilgili gelen sorular ve onların cevapları ve bu sektörde çok saygın insanların kitapla ilgili yorumları var özellikle arkadaki soru cevaplar kitapla ilgili Anlamadığımız yerlerin açıklanmasında yanlış anladığımız yerlerin doğrulanmasında çok etkili olduğunu düşünüyorum
Senaryo güzel akıcı sıkılmadan okudum arkadaki söyleşilerle beraber totalde 150 sayfalık bir kitap 3 gün gibi bir sürede bitti
Kitapta tutarsız bulduğum şöyle bir nokta var kitabın kapağında hükümdar ölümü kul ölümüne benzemez yazıyor SPOILER VERIYORUM senaryonun sonunda hükümdarın ölmesinin özelinde değişen hiçbir şey yok sadece cellat ben bunu yapamam hükümdarı öldüremem deyip işten vazgeçiyor onu da geri yakalıyorlar onun dışında herkes yine duasını Edip kendi hayatına bakıyor yani kapakta neden böyle bir şey yazmış anlamadım
Kitabın sağ üstteki Der Spiegel ibaresini de araştırdım bu Almanya’nın en etkili ve en çok okunan yayın organlarından biriymiş uluslararası saygınlığı yüksek bunun sebebi siyaset ekonomi uluslararası ilişkiler toplum ve kültür alanlarında yani çok yönlü araştırmacı gazeteciliği ve özellikle araştırma dosyaları ve siyasi skandalları ortaya çıkarmasıyla bilinmesimiş böyle bir itibara sahip bir kitap şu anda
Bir de kitapta şöyle bir cümle geçiyor kitabın anlatıcısı hadıma padişahın büyüleyiciliğini anlatmak için “ Engereğin gözünü bile kamaştıracak bir ihtişama sahipti “ diyor ARKADAŞLAR ENGELLEYIN GÖZÜ NE ALAKA