''ölümlülerle çoğu tanrıdan fazla zaman geçiriyorum, seslerine alıştım. benim için sesler yalnızca bir başka çeşni, yemekteki baharat gibi. ama insanların arasına girersen fark edeceksin. senden, bizden korktukları kadar korkmayacaklar.''
hayatımın en büyük gizemlerinden birini bir dakika içinde çözmüştü. içindeki tuhaflığa dokunabilecekmişim gibi parmağımı boğazıma götürdüm. ''ölümlü sesli bir tanrı.''
kara nehir yatağında akıyordu. solgun çiçekler saplarının üstünde başlarını sallıyordu. hiçbirini görmüyordum. umutlarım birer birer silinip gidiyordu. Glaukos'la ebediyeti paylaşmayacaktım. evlenmeyecektik. o ormanda hiç yatmayacaktık. bana aşkı boğulmuş ve yok olmuştu.
salonlar öfke dolu çığlıklarla yankılanacak ve büyük tanrılar gelip beni kırbaçlayacaktı ama onları sevinçle karşılayacaktım çünkü tenime inen her kırbaç ona olan aşkımın bir başka kanıtını daha gösterecekti Glaukos'a.