dansını seyrettim, kolları kanat gibi kıvrılıyordu, genç, güçlü bacakları kendi hareketlerine aşıktı. ölümlüler şöhreti böyle ele geçiriyor, diye düşündüm. çok çalışarak ve kendilerini adayarak, yeteneklerine bahçeye bakarmış gibi bakıp güneşin altında ışıldamasını sağlayarak. ama tanrılar irinden ve nektardan, kusursuzlukları parmak uçlarından fışkırarak doğuyordu. onlar da neleri mahvedebileceklerini ispatlayarak elde ediyordu şöhretlerini. şehirleri yakıp yıkarak, savaşlar çıkararak, salgınlar ve canavarlar yaratarak. sunaklarımızdan öylece narince yükselen o buhurlar ve güzel kokular. geride yalnızca kül bırakıyor.