Defne Özcan

Defne Özcan
@defneozcan
Yeni dahil olduğum bu platform, okuma günlüğüm gibi olacak, kitapları keşfetmek ve diğer okuyucuların fikirlerini okumak ve yeni listeler oluşturmak için buradayım. Okuma tutkum ve kitaplarla geçirdiğim zaman benim için çok değerli.
7/10
·324 syf.··
2025 1. kitabı
·
233 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2025 17:01
Zülfü Livaneli’nin Kaplanın Sırtındasını bitirdim. Aklımda hâlâ II. Abdülhamid’in o sessiz, içe kapanık hâli var. Kitap aslında tam anlamıyla bir “iç hesaplaşma” romanı. Tahttan indirilen bir padişahın sadece saraylardan sürülüşü değil, kendi vicdanında da nasıl yalnızlaştığını anlatıyor. Roman iki bölümden oluşuyor. İlkinde sürgün yıllarını okuyoruz, yani Abdülhamid’in Selanik’teki Alatini Köşkü’nde yaşadığı yalnızlığı. İkinci bölümdeyse padişahın özel doktoru Atıf Hüseyin’in gözünden geçmişe dönüşler başlıyor. O kadar sade ama etkili bir dil var ki, ne tarih dersi gibi sıkıyor, ne de yüzeysel kalıyor. Livaneli burada bence çok zor bir şeyi başarıyor: Tarihsel bir figürü ne yüceltiyor ne yeriyor. Yani ne kahraman yapıyor, ne de şeytan. Sadece, insan olarak gösteriyor. Ve işin tuhafı, sen okurken istemsizce empati kuruyorsun. Gücün, yalnızlığın ve korkunun nasıl iç içe geçtiğini görüyorsun. En çok da şu çarpıyor beni: Abdülhamid marangozluk yaparken, müzik dinlerken, bir yandan geçmişin yüküyle eziliyor. İktidarda kim varsa bir gün yalnız kalıyor ya, işte onu tüm çıplaklığıyla hissediyorsun. Eğer yakın tarihe, özellikle de Osmanlı’nın son dönemine azıcık merakın varsa, bu kitap seni içine çeker. Ama tarih sevmesen bile, bir insanın iç dünyasını anlamak istiyorsan yine oku derim. Çünkü bazen bir taht, bir kafese dönüşebiliyor.
Kaplanın SırtındaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202215,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·80 syf.··
2024 59. kitabı
Edgar Allan Poe'nun "Maelström'e Düşüş" kitabı, klasik bir Poe eseri olarak hem sürükleyici hem de karanlık bir atmosfer sunuyor. Hikaye, Kuzey Norveç kıyılarında devasa bir girdaba kapılan anlatıcının yaşadığı korku dolu anları konu alıyor. Bu girdap, hem fiziksel bir tehdit hem de insanın doğa karşısındaki çaresizliği üzerine derin bir metafor. Karakterler açısından baktığımızda, ana karakterimizin adı verilmemiş olsa da onun yaşadığı duygusal dönüşüm oldukça etkileyici. Girdaba kapılmadan önce doğa ve hayat karşısında kayıtsız bir tavrı varken, olaylar geliştikçe hayatta kalma içgüdüsü ve insanın bilinmeyene karşı duyduğu korku ortaya çıkıyor. Anlatıcı, bu korkunun ağırlığını taşıyor ama aynı zamanda girdabın mantığını çözmeye çalışarak kendi kurtuluşunu buluyor. Hikaye, temposunu giderek artıran bir gerilimle inşa edilmiş. Başlangıçta biraz yavaş gibi görünse de, girdap sahnelerine gelindiğinde okuyucu adeta bir girdabın içine çekilmiş gibi hissediyor. Poe'nun ustalıkla kullandığı betimlemeler, özellikle girdabın dehşet verici gücünü hissedebilmenizi sağlıyor. Hikaye boyunca okuduğum her cümle, tüylerimi diken diken eden bir gerçekçilikle yazılmış. Edebi kalite açısından, Poe'nun dili oldukça yoğun ve yer yer felsefi bir derinlik içeriyor. Sadece bir macera değil, aynı zamanda insanın doğa karşısındaki küçüklüğünü ve bu küçüklük içinde mantığını kullanarak hayatta kalma çabalarını sorgulayan bir metin. Poe’nun, doğa bilimlerine olan ilgisi de hikayede açıkça hissediliyor. Girdap fenomenini bir bilim insanı titizliğiyle açıklaması, okurken bu hikayenin sadece bir fantezi değil, gerçek olabileceğini düşündürüyor. "Maelström'e Düşüş," kısa ama etkileyici bir hikaye olarak Poe'nun dehasını bir kez daha ortaya koyuyor. Poe seven biriysen, bu eserin sana doğal
2024 Okuma Raporları
Girdaba İnişEdgar Allan Poe · Zeplin Kitap · 202120 okunma
Puan vermedi·54 syf.··
2024 57. kitabı
Edgar Allan Poe'nun "Geveze Yürek" (The Tell-Tale Heart), kısacık ama yoğun bir anlatıma sahip olan, gerçekten sinirleri zorlayan bir öykü. Karakter dediğimizde, ana figür aslında isimsiz bir anlatıcı. Bu anlatıcı, suçunu itiraf etmeye kadar giden olaylar silsilesini anlatırken bize akıl sağlığını savunmaya çalışıyor. Ancak ne kadar uğraşsa da, her kelimesiyle daha da derine gömülüyor gibi. Onun paranoyası ve suçluluk duygusu hikayeyi ele geçiriyor ve biz de onun delilikle akıl arasında gidip gelen haliyle karşı karşıya kalıyoruz. Hikaye o kadar sade ama o kadar etkili ki, sadece bir insanın zihnindeki karmaşa ile koskoca bir dram yaratmayı başarıyor. Anlatıcının, yaşlı bir adamı sadece gözünden rahatsız olduğu için öldürme saplantısına kapılması... İşte bu Poe’nun en güçlü taraflarından biri: olağanüstü detaylarla, karakterin en karanlık yönlerini açığa çıkarması. Edebi kaliteye gelince, Poe’nun kelime seçimleri, kısa cümleler ve tekrarlayan vurgularla, anlatıcının giderek artan delilik hissini mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Hikayeyi okurken, adeta anlatıcının beyninin içinde sıkışıp kalmış gibi hissediyorsunuz. Kısa ama vurucu cümleler, gerilimi her geçen saniye daha da artırıyor. Özellikle de anlatıcının cinayetten sonra hissettiği suçluluk, duygusal olarak en zorlayıcı kısım. Adamı öldürdükten sonra bile kalp atışlarını duymaya devam etmesi ve bu sesin yavaş yavaş onun psikolojik çöküşünü getirmesi müthiş bir dram yaratıyor. Sonuç olarak, Geveze Yürek, Poe’nun insan psikolojisinin en karanlık yönlerini açığa çıkarma konusundaki ustalığını gösteren, ürpertici ve unutulmaz bir öykü. Poe'nun en bilinen ve en etkili kısa hikayelerinden biri. Karakterin paranoyası, hikayenin temposu ve her kelimenin altında yatan o ince detaylarla, tek bir okumayla yetinmeyeceğiniz
2024 Okuma Raporları
The Tell-Tale HeartEdgar Allan Poe · Books of Wonder · 1998307 okunma
Puan vermedi·250 syf.··
2024 56. kitabı
Amontillado Fıçısı, Edgar Allan Poe’nun klasikleşmiş kısa öykülerinden biri. Gotik atmosferi ve gerilim dolu yapısıyla tanınan Poe, bu öyküde yine karanlık bir intikam hikayesini ustalıkla işliyor. Hikayenin iki ana karakteri var: Montresor ve Fortunato. Montresor, kendisine yapılan bir hakareti affedemeyen ve intikam peşinde koşan bir adam. Fortunato ise kibirli ve biraz saf bir karakter. Montresor, Fortunato’nun Amontillado denilen değerli bir şaraba olan merakını kullanarak onu aldatıp yer altındaki bir mahzene çekiyor. Burada intikamını oldukça planlı bir şekilde alıyor. Poe’nun kalemiyle bu olay, tekinsiz bir labirent gibi anlatılıyor; duvarların daraldığını, havanın soğuduğunu hissediyorsun. Öyküde özellikle Montresor’un psikolojik derinliği dikkat çekiyor. Sıradan bir intikamcı değil, her adımını titizlikle planlayan, soğukkanlı bir karakter. Onun iç dünyasını anlatırken Poe, bizi de karakterin karanlık zihnine çekiyor. Hikayenin sonundaki soğuk teslimiyet duygusu, okuru oldukça etkiliyor. Fortunato’nun farkında olmadan içine düştüğü durum ise hem üzücü hem de ürpertici. Edebi açıdan, Poe’nun dilinin yoğunluğu ve atmosfer yaratma becerisi göz kamaştırıcı. Öykü boyunca, dar koridorlar, nemli duvarlar ve giderek artan bir korku hissi çok etkili şekilde resmediliyor. Özellikle son sahne, okuyucuyu hem gerilim dolu bir merak içinde bırakıyor hem de psikolojik olarak sarsıyor. Poe, bu öyküsünde insan zihninin karanlık taraflarına derin bir bakış atıyor. Amontillado Fıçısı, intikamın soğuk bir yemek olduğunu anlatan, etkileyici ve unutulmaz bir öykü. Poe’nun ustaca işlediği gerilim, karakterlerin çatışması ve öykünün karanlık atmosferi seni tam anlamıyla içine çekiyor. Poe’yu keşfetmek isteyenler için mükemmel bir başlangıç noktası!
2024 Okuma Raporları
The Cask of AmontilladoEdgar Allan Poe · Styx Classics · 2017165 okunma
9/10
·256 syf.··
2024 55. kitabı
Edgar Allan Poe'nun The Pit and the Pendulum (Kuyu ve Sarkaç) hikayesini okuduğumda, tam anlamıyla bir dehşet ve korku atmosferinin içine çekildiğimi hissettim. Poe, bu hikayede bir adamın işkence odasında yaşadığı zihinsel ve fiziksel mücadelesini anlatıyor. Karakterin adı hiç geçmese de, onun gözünden bu korkunç duruma şahit oluyoruz. Bu anonimlik, hikayeye evrensellik katıyor; herhangi biri olabileceğimiz hissi okuru daha da içine çekiyor. Hikayede ana karakter, Engizisyon tarafından mahkum ediliyor ve neredeyse bir fare gibi tuzağa düşürülmüş gibi hissettiriliyor. Zamanın nasıl geçtiği belirsiz, karanlık ve bilinmeyenlerle dolu bir odada, bir kuyunun başında yaşam mücadelesi veriyor. Daha sonra sarkacın yavaşça aşağı inmesiyle ölümle dans eden bu karakter, çaresizliğin sınırlarında dolaşıyor. Kafasındaki korkuların onu nasıl tükettiğine tanık olmak, hikayeyi daha da derinleştiriyor. Poe, karakterin zihinsel mücadelelerini öyle ustaca anlatıyor ki, korkunun salt fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir unsur olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Edebi kaliteye gelirsek, Poe'nun dili son derece akıcı ve ayrıntılara dikkat çekici. Kullandığı metaforlar ve betimlemeler, okuru hikayenin içine çekiyor ve onların zihninde korkuyu somutlaştırıyor. Sadece korku edebiyatının değil, genel anlamda kısa hikayeciliğin de zirve noktalarından biri olarak değerlendirilen bu eser, bir insanın ölüm karşısındaki çaresizliği ve hayatta kalma içgüdüsünü derinlemesine işliyor. Sonuç olarak, Poe, bu hikayede insan zihninin sınırlarını zorlayan bir korku tablosu çiziyor. Yavaş yavaş gerilen bir yay gibi, adeta her satırda gerilim artıyor ve okuru son ana kadar tutsak ediyor. Poe'nun bu başarısı, hem hikaye anlatımı hem de kullandığı dil sayesinde, onu unutulmaz bir yazar yapıyor.
2024 Okuma Raporları
Kuyu ve SarkaçEdgar Allan Poe · Can Yayınları · 20143,618 okunma
Reklam