• Kadın hisseder, ama hep bekler, sabreder. Onu aramadığınız zaman mantıklı bir açıklama bekler. Hiç öyle yutturdum felan sanmayın kadın yalanlarınızıda hisseder. Siz binbir türlü bahanelerle gelirsiniz, kadın zaten gerçeği hissettiği için sadece hafiften tebessüm edip geçer. Çok sevdiği için yıllarca size tahammül eder. Kalbinin çığlığını yalnızca kendi dinler, gözyaşlarını kendisi siler. Ama şunu bilin, kadın öyle bir noktaya gelirki o hiç bitmeyecek sandığınız Aşkını'da size verdiği yıllarınıda tükenmek bilmeyen sabrını'da hiç beklemediğiniz bir an'da YOK eder !!

    Vedalarım var benim, dönmemek üzere el sallayışlarım.
    Gidişlerim var arkama bile bakmadan atılan adımlarım ve geriye dönmeyi ar sayan densiz bir tarafım!
    Rüyalardan uyanışlarım; gerçek yüzüne çoktan "merhaba" dediğim bir hayatım ve ne yaparsa yapsın maalesef artık kırılamadıklarım(!)
    Vazgeçtim kırılmaktan, yaralanmaktan! 
    İnsanlara değer yükleme çabalarımdam!
    Herkes olduğu gibi, herkes sıradan; vazgeçtim insanları olmazsa olmazım yapmaktan! 
    Herkes gibi yaşıyorum, herkes gibi davranıyorum!
    Taktım maskemi yol alıyorum!
    Henüz insanların gözlerine bakarak yalan söyleyemiyorum ama başaracağım; çalışıyorum(!)
  • VASİYET
    56 yaşında ölen dolar milyarderi,
    Steve JOBS'ın son yazısı:

    "İş hayatında,
    Büyük başarılara ulaştım.

    Kimilerinin gözünde;
    Hayatım başarının timsali;
    Fakat işin dışında;
    Çok az neşem oldu benim.

    İşin sonunda;

    Zenginliğim ve,
    Alışmış olduğum hayatın,
    Bana getirdiği tek gerçeklik;

    Ölümle yüzleştiğim şu anda,
    Yatağımda uzanıp,
    Hayatımı gözlerimde canlandırırken;
    Farkettim ki;
    Gururlandığım şöhretim ve servetim;
    Ölümün karşısında ne kadar da manasızmış.

    Arabayı kullanmak için;
    Size para kazandırması için;
    Birilerini işe alabilirsiniz.
    Ancak;
    Hastalığınızı taşıması için,
    Kimseyi işe alamıyorsunuz.

    Kaybedilen maddi şeyler bulunabilir veya yerine başkası konur;
    Fakat;
    Kaybedildiğinde bulunamayacak veya,
    Yeri dolmayacak tek şey var;
    O da “Hayat.”

    Şu an;
    Hayatınızın hangi sahnesinde olursanız olun;

    Zaman ile;
    O sahne perdesinin kapanması ile, Yüzleşeceksiniz.

    Tavsiyem;

    Ailenize, eşinize, arkadaşlarınıza;
    Çok kıymet verin ve sevin.

    Kendinize iyi davranın ve insanlara değer verin.

    Yaşlandıkça ve ümit ediyorum akıllandıkça; Farkediyorsunuz ki;

    300 dolarlık saat de,
    30 dolarlık saat de;
    Aynı zamanı söylüyor.

    İç huzurun bu tarz şeylerle elde edilmediğini, Anlıyorsunuz.

    İster first class, ister ekonomi uçun;
    Bilin ki, o uçak düşerse sizde düşeceksiniz.

    O yüzden umut ederim ki;
    Şunu anlarsınız;

    Kahkaha attığınız;
    Sohbet ettiğiniz;
    Şarkılar söylediğiniz;
    Kuzeyden-Güneyden;
    Doğudan-Batıdan;
    Cennetten ve Dünyadan;

    Konuştuğunuz ahbaplarınız,
    Dostlarınız,
    Eski arkadaşlarınız,
    Anneniz,
    Babanız,
    Erkek kardeşiniz,
    Kız kardeşiniz varsa;

    Bilin ki gerçek mutluluk;
    Onlarmış...

    Çocuklarınızı zengin olması için eğitmeyin; Onları mutlu olmaları için eğitin.

    Böylelikle büyüdüklerinde;
    Herşeyin fiyatını değil, değerini bilirler.

    Yemeğinizi ilacınız gibi yiyin;
    Aksi halde ilacı yemek yerine yersiniz.

    Sizi seven kişi, sizi asla bırakmayacaktır.

    Bırakmak için yüzlerce neden saysa da;
    Mutlaka sizde kalmak için sebep bulacaktır.

    Bilin ki;

    İnsan ile insan olabilmek arasında,
    Çok büyük fark var ve,
    Bunu anlayan çok az insan var.

    Doğduğunuzda sevildiniz ve;
    Ölürken de sevileceksiniz.
    Bu arada kalan zamanı başarmak zorundasınız.

    Hayattaki en iyi altı doktor;

    Güneş ışığı;
    Dinlenmek;
    Egzersiz yapmak;
    Sağlıklı yemek;
    Kendine güven ve;
    Arkadaşlar.

    Bunları hayatınızın her evresinde muhafaza edin ve;

    Sağlıklı bir ömrün tadını çıkarın.

    Steve JOBS
  • Kimileri de güneş gibi ışık saçan bu tip insanları fark eder ve kendi kendilerini bulmalarına ve ışık saçmalarına yardımcı olur. Ingiltere krallarının en ünlü ve güçlülerinden biri olan 8. Henry'nin saray ressamı Hans Holbein Jr evine çalışırken ziyarete gelen bir İngiliz lordunu kapıdan çevirmiş. Lord ve arkadaşları kendilerine saygı duymayan ressamı kendilerince cezalandırmaya karar vermişler. Olay kralın kulağına gidince bütün Lordları çağırmış ve hepsini azarlayarak;
    - Ben sizin gibi beş para etmez adamları Lord, vekil hatta bakan yapabilirim ama topunuzdan bir ressam yaratamam, haddinizi bilin. Holbein'in kılına dokunanın canına okurum, der..

    Bu tip dehaların pek çoğunun ışığı yaşadıkları devirde ve yakın çevrelerinde fark edilmemiştir.
    Batı müziğinin en büyük bestecilerinden biri kabul edilen Mozart'ın müziği yaşadığı devrin anlayışına göre darmadağın, karmaşık ve anlaşılmaz idi. Avusturya İmparatoru ilk dinlediğinde ;
    -Çok fazla nota var bir kısmını çıkar, demişti. Mozart servet ve ucuz övgü pahasına değişecek adam değildi.
    -Sizce hangilerini çıkarayım?, diye bir imparatora sorulamayacak kinayeli bir soru sormaktan çekinmemişti. Yaptığının doğru, eşsiz ve çağının ötesinde, olduğunu biliyordu. Kendi dehasının farkında idi.
    Senfoni bestelemek isteyip Mozart'a danışan yakın bir arkadaşına önce çok kısa eserler yazarak besteciliğe adım atmasını tavsiye etmişti. Gücenen arkadaşı ;
    -Ama sen 10 yaşında senfoni yazmaya başlamıştın, diye cevap verdi. Mozart ;
    -Ama benim neyi nasıl yapacağımı sormama gerek yoktu, demişti. Çağdaşı müzisyenlerin ondan nefret ettikleri, gözden düşürmek için acımasızca eleştirdikleri ve hatta ölümüne neden oldukları ile ilgili söylentiler vardır.

    Benzer bir anekdot da Einstein'dan.
    Einstein'ın da hiç tarak değmemiş saçları, kralların karşısında bile asla çorap giymeyecek derecede pasaklılığı, kadınları ile olan ilişkileri, toplumları sürükleyen siyasi düşünce, siyasetçi ve ideolojik akımları küçümsemesi (sonra da haklı çıkmıştır) fikir ve buluşlarından daha fazla bilinmiş yadırganmış ve eleştirilmişti. Alman Büyükelçisi maiyeti ile birlikte evlerine ziyaret edeceği gün yıpranmış ev kıyafetleri ile eski terliklerini değiştirip giyinmesini söyleyen eşini
    -Beni görmeye geldilerse işte olduğum gibi karşılarındayım. Yok eğer elbiselerimi görmeye geldilerse onları elbise dolabımın yanına götürürsün, diye terslemesi konu olmuştu.

    Tabi ki Mozart ve Einstein son derece uç örnekler. Ama yaşamımız boyunca yetenekli ve farklı insanlarla karşılaşmışızdır. Belki kimimize itici de gelmişlerdir. Bu gibi insanlar hakkında şöyle düşünmemiz gerekiyor diye düşünürüm. "Çok mu önemli? Etrafımızda yeterince farklı olmaktan korkan "normal" uyumlu, mütevazi, sıradan, kibar, sıcak ve ilgili insan yok mu? Yaşamı bir tas çorba gibi nitelendirirsek etrafımızdaki olağan insanlar çorbanın suyu yağı malzemesi ise eğer; yemek doyurucu bile olsa yemeğe gerçek lezzetini kokusunu özgünlüğünü verecek olan az miktarda baharattır. Ne sadece yavan su ve yiyecekle ne de sadece baharatla yaşanmaya değer bir yaşam sürdürülebilir.

    Keşke içinde bulunduğum iklimde daha fazla böyle insan kendine alan bulabilse idi ve ben yaşamım boyunca etrafına ışık saçan, duvarın ötesini gören / sezen / düşündüren, düşüncelerimizi, yaratıcılığımızı, ruhumuzu kışkırtan, sıra dışı daha fazla insanı kitaplardan değil yüz yüze tanıyabilse idim.
  • Bu hayatta illa bir şeyler için çabalayacaksanız,varlığıyla güven veren bir insan olmak için çabalayın.Size değer veren,sizin için çabalayan insanların kıymetini bilin.Gerçek sevgi,güven olmadığı sürece hiç bir emek ,başarı bunun yerini tutamaz.İster çok iyi bir doktor ,akademisyen,yazar kim olursanız olun yanınızda size emek veren ,değer veren kişinin sevgisine sahip çıkmıyorsanız başarınızın hiç bir önemi yok.Önemli olan kalbinizde ki insanı yetiştirebilmek.
  • Alfred D'Sousa

    "Uzun zamandan beridir hayatin -gercek hayatin- baslamak uzere oldugu
    izlenimine kapilmistim. Fakat her zaman yolumun uzerinde bir engel,
    oncelikle erisilmesi gereken birsey, bitmemis bir is, hizmet edilecek zaman,
    odenecek bir borc oldu. Sonra hayat baslayacakti. Sonunda anladim ki bu
    ... engeller benim hayatimdi." Bu gorus acisi, mutluluga giden bir yol
    olmadigini gosterdi. Mutluluk yoldur, oyleyse sahip oldugunuz
    her anin kiymetini bilin ve mutlulugu, vaktinizi harcayacak kadar ozel
    biriyle paylastiginiz icin, ona daha fazla deger verin. Unutmayin,
    zaman hic kimse icin beklemez. Oyleyse; Okulu bitirene kadar, 100 milyar
    kazanana kadar, Cocuklariniz olana kadar, Cocuklariniz evden ayrilana
    kadar, Ise baslayana kadar, Evlenene kadar, Cuma gecesine kadar, Pazar
    sabahina kadar, Yeni bir araba, ya da ev alana kadar, Borclari odeyene
    kadar, Ilkbahara kadar, Yaza kadar, Sonbahara kadar, Kisa kadar, Maas gunune kadar, Sarkiniz soylenene kadar, Emekli olana kadar, Olene kadar.....