Tekrar okudum fena degil. Cehenneme ovgu kada4 etkileyeci degil ,ama yasam icinden degisik ayrintilar buluyorsunuz. 30 yas ustu icin daha anlamli bir kitap
"İlk olarak İlber Hoca'yı rahmetle anıyorum."
Kitabı almadan önce zengin, fakir, okumuş veya okumamış her türlü insanı kapsayacak bir söyleşi olduğunu zannediyordum. Pek de düşündüğüm gibi değilmiş. Kitabın bir kısmı maddi sıkınti çekmeyen veya aileden zengin olan genç bir kesme yazılmış. Yoldan geçen herhangi bir gence sorsanız "Londra'da hiç tiyatro izledin mi?" Genç ne cevap vereceğini şaşırır. Millet kendi şehrindeki lokantaya bile girerken otuzkere düşünüyor paramı bu aya dengeleyebilirmiyim diye. Belki bu kitabı 90'larda okusaydım bir ihtimal hayal kurma umudum olurdu ama bu devirde aklından geçirmek bile güç. Bu konuda kitap bana boş geldi... Parası zaten çok olan bir gencin de bu kitabı okuyacağına pek inanasım gelmiyor.
Kitabın beğendiğim yönlerine gelirsek... Her okuduğumda sanki karşımda İlber Hocayla ben söyleşi yapıyormuşum gibi geldi. Onun sesiyle bu kitabı okudum ve bu çok hoşuma gitti. Yaşadığı olayları ve bilmediğim değişik bilgiler okumakta çok hoşuma gitti.
Hoca zaten tarihçi. Tarihciden de Tarih dinlenir... Hocanın yaşadığı hayatla benim yaşadığım hayat asla bir değil ve de olmucak. Kendimi şey gibi hissettim. Zengin bir arkadaşın varda sorununu onu anlatıyorsun ve oda seni takmayıp.Babamda bana pembe araba değilde beyaz araba almış diye ağlıyor. Tek sorumuz bu mu yani diyorsunuz bazı bölümlerde ,ama en sevdiğim bölüm 7. Bölümdü. Okurken çok zevk aldım. Bazı yazarlari ve kitaplarida araştırıp. Kitapları sepetime ekledim....
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Şehnaz'ın unutamama gibi bir sorunu var ve bu sorun annesinin ilk defa uyurgezer olduğunu öğrendiği gece başlıyor. Yani kendisi öyle tahmin ediyor. Bence genetik bi kader yazısı aktarımları da var. Ebesi nenesi anası kendisi hepsinin kadın erkek ilişkilerinde bir sorunları var ve bunu nesillerce aktarmışlar. Şehnaz o yüzden E. İle yıllarca metres hayatı yaşıyor. Girdiği döngüden bir türlü çıkamıyor. Değişik bir kitaptı. Ebesini anlattığı bölümlerden gram hoşlanmadım. Ama onun dışında keyif alarak okudum.
Abdülhak Şinasi Hisar’la ilk kez bu kitapta tanıştım ve iyi ki tanışmışım dedim. Öyle büyük olayların peşinden giden bir roman değil. Daha çok, hayalleri gerçeklerden ağır basan bir insanın dünyasına misafir oluyorsunuz. Fahim Bey’i okurken bazen gülümsedim, bazen de içten içe üzüldüm.
Yazarın dili ilk başta biraz ağır gibi görünse de sayfalar ilerledikçe o eski İstanbul atmosferinin içine çekiliyorsunuz. En sevdiğim tarafı ise Fahim Bey’i yargılamak yerine onu anlamaya çalışması oldu. Bu yüzden karakter uzun süre aklımda kaldı.
Hızlı akan bir roman bekleyenleri zorlayabilir ama karakter odaklı, sakin anlatıları seviyorsanız bence mutlaka bir şans verilmeli. Benim için geç tanışılmış ama unutulmayacak kitaplardan biri oldu.
Fahim Bey ve BizAbdülhak Şinasi Hisar · Everest Yayınları · 20252,440 okunma
Yaratıcı Yazarlık dersindeki hocamız derste işleyince gidip almak istedim. Kitabı yazmak üstüne düşünmeden incelediğinizde değişik fikirlerin birleşmesi gibi gözükebilir, bence pek çok okuyucu yorumlardan gördüğüm kadarıyla bu sebepten ötürü kitapla anlaşamamışlar. Aslında Tim Burton’un yaptığı eşyaya yüklediği karakterle bilinçüstü bir yazarlık. Yazma egzersizi için güzel bir tetikleyici, Tim Burton filmlerini izledikten sonra onun zihnine daha da iyi sızabilmek için güzel bir çerezlik kitap. Yarım saat içerisinde hızlıca bitirebileceğiniz bir kitap olsa da kitabı tekrar tekrar okumak gerecektir diye düşünüyorum.
• Kitap böyle bir cümleyle başlıyor ve gerçekten de tüm okuyanlara vicdanlarını sorgulatıyor.
• Bir cinayetin, bir cana kıymanın hafifletici, hatta takdir edilecek bir sebebi olabilir miydi? Ölenlerin hepsinin çocuk tacizcisi olduğunu öğrendiğinizde bakış açınız nasıl değişirdi?
• Beş yıl önce Körebe lakaplı şahıs tarafından değişik ritüellerle işlenmiş seri cinayetler yeniden gün yüzüne çıkıyor ve bu kez dosyayı Nevzat Başkomiser ile ekibi üstleniyor. Bir yandan gizemli cinayetler diğer yandan da Suriye göçmenleri ve organ mafyası ile mücadele...
• Son sayfada olaylar yerine oturduğunda anladım ki kitabın adı boşuna "Kırlangıç Çığlığı" değilmiş. Kırlangıçlar göçmen kuşlardır çok hızlı uçarlar. Ama her göç bir fırtına demektir. Yüzlercesi yolda kaybolur, fırtınaya yakalanıp düşer. Göçü tamamlayıp sıcak gökyüzüne ulaşanlar ise arkalarında kalanları unutmaz. Acıyla, öfkeyle, çığlık çığlığa anarlar.
• Özetleyecek olursam kitap kesinlikle çok heyecanlı ve sürükleyiciydi. Fakat çocukların yaşadığı talihsiz olayları okurken canım çok acıdı. Çünkü Sayın Yazar, son sayfada elimize bir kitap değil, göç yolunda düşen her kırlangıcın acı dolu haykırışını bıraktı. Ve o çığlık kitap kapandıktan sonra bile gökyüzümde yankılandı. Polisiye severlere kesinlikle tavsiyemdir.
Hoş kalın, kitaplarla kalın...