DİKKAT DİKKAT
SPOİLER ALERT!!!
Kitabı okumadıysanız ve okumayı düşünüyorsanız bu inceleme sizler için değil.
Martin Eden'den lise sonda sınıf arkadaşlarımdan birinin okumaya başlamasıyla haberdar olmuştum. Bazı kitapları daha ilk görüşümde okuyunca çok seveceğimi hissederim. Martin Eden'de de böyle olmuştu. Konusunu duyunca seveceğimden emin olmuştum, arkadaşım çok iyi olduğunun garantisini veriyordu. Sonra onun kitabı okuması yarım dönemi bulunca, haftalarca her boş derste sırasında okumasına rağmen, kitap muhtemelen çok iyi ama çok akıcı değil diye bir kanıya varmıştım. O günden bu güne yıllar geçti. Martin Eden farklı farklı yayınevleri tarafından basıldı. Her yerde karşıma çıkmaya devam etti, uzun bir süre hem masamın üzerinde hem storytel kitaplığımda bekledi derken 2024 ağustosunda sesli kitap olarak dinlemeye başladım. Açıkçası elimde İş Bankası basımı vardı, ondan okumak istiyordum ama sesli kitap hali İletişim Yayınlarıydı. Ben biraz dinleyip, kaldığı yerden okuyan biri olduğumdan başta üzüldüm bu duruma ama bu sayede ikisini karşılaştırma fırsatım oldu ve şahsen İletişimi daha çok beğendim. Bir yerden sonra okumaya da İletişimle devam ettim.
Gelelim Martin Eden'a. Kitabı daha 10 dakika önce bitirdim. Sayfayı kapattığım an sinirim çok bozuldu. Sonuna o kadar sinirlendim ki, sırf o son bir iki sayfa için 1 puan kırmaya karar vermiştim ki 1000kitap ı açana kadar vazgeçtim, bastım 10 puanı. Belki biraz duygusal davranıyorumdur. Başka bir zaman olsa 9 puan verirdim geneline ama bugün sıcağı sıcağına içimden böylesi geldi.
Bu arada araya kaynamasın, kitap gayet akıcıydı. Arkadaşımın aylarca süren maratonunu o zamanlar ders çalışmaya ayırdığı vakitlerin fazlalığına veriyorum.
Martin Eden'le çok empati kurdum. Baştaki saf hallerine kızdım zaman zaman. Ama o