Martin Eden

Jack London
Editör:
Murat Belge
Tasarımcı:
Suat Aysu
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·435 syf.·
2025 7. kitabı
Martin Eden aslında Jack London'un otobiyografisi. Okuduğum en güzel biyografilerden biri. Martin Eden' in günler geceler boyu yazdıklarına, yazarken açlıkla mücadelesine, çevresi tarafından aşağılanmasına ve sürtük nişanlısının Martin'e destek olmayışına tanıklık etmek güzeldi.
Martin EdenJack London · İletişim Yayıncılık · 2017134,7bin okunma
Puan vermedi·435 syf.··
2026 38. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 00:13
(Ruth, Martin'e eğer mektup yazmış olsaydı nasıl olurdu diye düşündüm.. Bu sadece öyle bir yazı) :) Ruth'un ulaşamayan ve ulaşamayacak olan düşünceleri olsun bunlar. Ruth Morse… Bir ismin taşıyabileceğinden daha ağır bir yük vardı omuzlarımda. Morselerin kızıydım ben; terbiyeli, ölçülü, eğitilmiş… Edebiyat okumuş, dili bilen, kuralları içselleştirmiş. Bana öğretilen her şeyle “kusursuz” olmaya yakın, ama bir o kadar da eksik. Bilirdim kelimeleri, cümleleri, kuralları… Ama hayatı bilmiyordum. Günlerim birbirinin aynısıydı. Sessiz, düzenli, itaatkâr. Okul ve ev arasında sıkışmış bir varoluş… Annemin bakışlarında hep aynı beklenti: Benim gibi bir kızın, kendi seviyesinde bir erkeği etkilemesi, onun dikkatini çekmesi, usulünce evlenmesi. Ama ben… Ne dikkat çekebiliyordum ne de gerçekten görülüyordum. Ben, erkeklerin gözünde sıkıcıydım. Fazla ölçülü, fazla kurallı, fazla “uygun”… Oysa içimde, henüz adı konmamış bir boşluk vardı. Annem buna “kadın olmamışlık” derdi. Çünkü bir erkeğe âşık olmamıştım henüz. Çünkü kalbim, bana ait değildi. Bana ait olan hiçbir şey yoktu aslında. Ne hislerim, ne seçimlerim… Toplumun ince ince işlediği o görünmez zincirler, bir kadının ne hissedebileceğini bile belirliyordu. Aşk bile bir sınırdı bizim için. Taşmaması gereken, kontrol altında tutulması gereken bir şey. Ben yaşamıyordum, Martin. Sadece bana biçilen hayatı usulca sürdürüyordum. Sonra sen çıktın karşıma. Sen… Hayatın kendisi gibiydin. Dağınık, ölçüsüz, taşkın… Ama gerçek. Senin yanında ilk kez kendimi duydum. İlk kez bir söz, içimden geldiği gibi dudaklarımdan döküldü. İlk kez bir bakış, korkmadan bir başkasına değdi.
Martin EdenJack London · İletişim Yayıncılık · 2017134,7bin okunma
Başarı mı ? Yoksa Büyük Bir Yanılsama mı ? MARTİN EDEN
10/10
·435 syf.··
2023 6. kitabı
Martin Eden Jack London Martin Eden, bir insanın kendini yoktan var etme çabasının en görkemlİ aynı zamanda en hüzünlü anlatısıdır. Jack London, bu romanında bize şu soruyu sordurur: Peşinden koştuğumuz idealler ve hayranlık duyduğumuz üst sınıflar, gerçekten ulaştığımıza değecek kadar değerli midir? 1. Kaba Bir Denizcinin Dönüşümü: Alt sınıftan gelen, denizlerde yetişmiş, kaba ama içgüdüsel bir zekâya sahip genç denizci Martin, bir kavga sonrası üst sınıfa mensup Arthur Morse’un hayatını kurtarır. Evlerine davet edildiğinde daha önce hiç görmediği bir dünyayla kitaplar, sanat ve zarafetle tanışır. 2. Ruth’a Duyulan Aşk ve İdealleştirme: Martin, Arthur’un kız kardeşi Ruth’a ilk bakışta aşık olur. Ruth onun gözünde sadece bir kadın değil, ulaşılması gereken o yüksek kültürün ve saflığın simgesidir. Ona layık olabilmek için kendini eğitmeye karar verir. 3. Bilgiye Duyulan Açlık ve Entelektüel Yükseliş: Martin, kütüphanelerde sabahlamaya başlar; Spencer, Nietzsche ve Darwin ile zihnini inşa eder. Ancak bu yükseliş, onu çevresinden koparır. Artık ne eski arkadaşlarına ne de ailesine aittir. 4. Yazarlık Mücadelesi ve Sefalet: Martin, yazarlığı bir kurtuluş yolu olarak görür. Geceleri aç kalarak, rehinci dükkanlarıyla boğuşarak ve defalarca reddedilen metinlerle direnir. Editörlerden dönen mektuplar, sistemin kapalı yapısını ve emeğin görünmezliğini gösterir. Çevresi ondan adam gibi bir işe girmesini beklerken, o dehasına güvenmektedir. 5. Ruth ile Yolların Ayrılması: Ruth, Martin’in azmini destekler gibi görünse de onun radikal fikirlerinden rahatsız olur. Martin’in toplumsal statüsü yükselmeyince, ailesinin de baskısıyla Ruth ondan ayrılır. Sevginin bile sınıfsal beklentilerin süzgecinden geçtiğini gören Martin için bu, üst sınıfa duyduğu hayranlığın ilk büyük
Edebiyat
Martin EdenJack London · İletişim Yayıncılık · 2017134,7bin okunma
“Martin London” kitap incelemesi
9/10
·435 syf.··
2021 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2021 20:33
Eserle ilgili bir çift söz edeceklerin çok kalıplaşmış bir giriş cümlesi var “Yarı otobiyografik bir roman, Martin’e bayıldım.” (Hafif düzeyde #tatkaçıran içerir!) Ayrıntılı analiz: youtu.be/gqykKoKrSSw Eseri 257 arkadaşımla #kitapdünyambirlikteokuyor etkinliğimiz kapsamında nisan ayı kitabı olarak okuduk. Yıllar önce İş Bankası çevirisinden okumaya başlamış fakat kitabımın bir arkadaşım tarafından iç edilmesinden dolayı uzun süre tekrar alıp okumak kısmet olmamıştı. Bu sefer yeni bir başlangıç yaparak İletişim’den okudum fakat Cinemre’nin “çılgın” cümlelerini kaçırdığım için biraz da üzüldüm. İletişim de güzeldi, ön söz her zamanki gibi vardı fakat Levent Bey’in değerli dipnotları yoktu. Kurgu eserlerde yazar ile kitap karakterleri arasında bağ kurma çabası çok risklidir. Bu yorum bir yerden sonra büyük bir karmaşaya neden olabilir ve hatta okurun bu meylini bilen usta yazarlar bilinçli olarak çarpıtma yaparlar. Peki, Martin Eden kim? Jack London’ın neresinde? Martin Eden, Jack London mıydı? Jack London’a göre o bir bireyci ve gaflete düşmüş hırslı bir sosyalizm karşıtıydı. Kendisi ise bir sosyalist olarak bu büyük çukura düşmemişti. Ve Martin Eden bireyciliğe karşı yazılmış bir parodi romandı. Niçevari bu tipi yerdiğini iddia ediyordu London. Jack London, roman yayımlandıktan sonra kendisine yöneltilen eleştirileri bu şekilde savuşturmuştu elbette fakat benim görüşüm böyle değil. Ben romanı okurken neredeyse bütün cümlelerin aslında bir “katarsis” olduğunu hissettim. Jack London, kendi geçmişini, bugününü ve bilinçaltını yapay bir karakter üzerinden çatır çatır aktarmış. Aslında kendi özünde de yatan o bireyci kişiliği herkesin önüne serip “Gelin bakın, onu hep birlikte öldüreceğiz!” diye haykırmıştır. Martin’in sosyalizme dair yaptığı birçok
Edebiyat
Martin EdenJack London · İletişim Yayıncılık · 2017134,7bin okunma
Puan vermedi·435 syf.··
2021 75. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2021 21:44
Martin, sıkıntılı bir karakter. Neden mi? Buyurun sıralı listeye: 1. Başat sorulardan biri şu: Neyi ne için istiyor bu adam? Ruth’a layık bir eş adayı olmak için entelektüel olmayı mı? Zengin bir yazar olup kendini hakir gören toplumsal elite bir ders vermeyi mi? Ruth’u bir güdü olarak kullanıp sınıf atlamayı mı? Araçlar ve amaçlar birbirine karışıyor. Bunun ötesinde, bir amaç olarak sınıf atlamanın ve bir araç olarak insanları kullanmanın başlı başına birer falso olduğunu düşünüyorum. 2. Fabrika kızlarından daha iyisine layık olduğunu düşünürken kendi sınıfına yabancılaşıyor. Kendisi ile aynı sosyo-ekonomik sınıfa mensup kadınları, bu sosyo-ekonomik sınıfın dışındaki bir kadınla, Ruth ile, adaletsiz biçimde karşılaştırması yetmezmiş gibi, birinci gruba “slut shaming” yapmaktan da geri durmuyor. 3. Kendisine telkin ettiği şey şu: aşk için çabalamak, para için çabalamaktan daha kıymetlidir. Peki. Fakat bu durumda Ruth’un işlevi, bitmek bilmez hırsını meşrulaştırmak için bir bahaneye indirgeniyor. Amaç-araç problemine geri döndük. 4. Evet, her şey sınıfsal. Fakat bizim Martin, bir yandan sınıf kinini her hareketinde açığa vururken, bir yandan da sınıf politikasını merkeze alan sosyalizmi her fırsatta yeriyor. Lümpen bacım affedersin. 5. Etrafındakileri, kendisiyle birlikte, kendisinin potansiyeline inanmaya ve bu yolda acı çekmeye zorluyor. Ve bu tercih en ufak biçimde sorgulandığında, karşısındakini güvensizlikle ve yeteneğini küçümsemekle suçluyor. Süregiden bir “haksızlığa uğrama” iddiası var. Ne zaman biri kendisine bir eleştiri getirse, “Ben tek, siz hepiniz”e geliyor mevzu. Bu, şema terapide “haksızlık” örüntüsü olarak geçen bir psikolojik fenomen. Yani Martin terapiye gitse muhtemelen terapistiyle beraber aylarca bu mesele üzerine çalışırlardı. Martin böyle.
Martin EdenJack London · İletişim Yayıncılık · 2017134,7bin okunma
Puan vermedi·435 syf.··
2024 30. kitabı
Martin Eden, 1909 yılında yayımlanan ve toplumsal sınıf mücadelesini konu alan bir romandır. Roman, yazarın kendi hayatından da izler taşıyan bir kahramanın hikayesini anlatır. Romanın baş kahramanı Martin, bir denizci olarak hayatını kazanan yoksul bir gençtir. Ancak, kendisini geliştirmek ve zengin olmak isteyen Martin, okumaya ve yazmaya başlar. Bu süreçte kendisini geliştirir ve bir yazar olarak başarılı olur. Ancak, zenginliğe ve başarıya ulaşmak onun için bir çıkmaz haline gelir. Martin, toplumsal sınıf farklılıkları ve ayrımcılıkla mücadele ederken, hayatın anlamını ve mutluluğu bulma çabasına girer. Martin, zenginliğin ve başarının insana mutluluk getirmediğini anlatır. Aksine, başarılı ve zengin olmak kahramanımızı yalnızlaştırır ve mutsuz eder. Bu nedenle, roman bireysel mutluluğun sadece maddi varlıklarla değil, içsel bir tatminle de sağlanabileceği mesajını verir. Her kütüphanede olması gereken kitaplardan ...
Martin EdenJack London · İletişim Yayıncılık · 2017134,7bin okunma
Her Yerde Nietzsche
8/10
·435 syf.··
Beğendi
·
2023 29. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2023 22:27
*Spoiler İçerir* Jack London çocukluğumda beni kitaplarla tanıştıran ilk yazar olmuştu. Beyaz Diş ile başlamıştı yolculuğum ya da başlayamamıştı. Çocuk halimde cümlelerini takip etmek zor gelmişti. Bu sebepten midir bilinmez yıllarca bir daha kendisine uğramamıştım. Şimdi tüm bilgi birikimim ile karşısında nasıl hafif bir anlatım dili varmış meğer demek ayrı bir duygulandırdı. Martin Eden Jack London’ın edebiyat kariyerinden izler taşıdığı minik bir otobiyografik eser. Baştan sona adım adım verdiği karakter dönüşümü kitabın bence en etkileyici noktası. Başlarda entelektüel üst sınıfa kendini uzak hisseden ancak aşık olduğu kadına ulaşma motivasyonuyla çıktığı bu yolda yaşamın anlamsızlığı ile yüzleşmesi kaçınılmazdı. İyi bir Nietzsche okuru olduğunu her yerden görüyoruz. Sadece yaşadığı çağın etkisi değil cümlelerde ve olay gelişimlerinde de Nietzsche izleri taşıyan yaklaşımları var. Martin Edenin kopuş noktası olan entelektüel kesimin de aslında göründüğü gibi özgün değil sürü insanı olduğu, ortak ve içi boş eylemlerde bulunduğu o kadar da içi dolu düşünceler taşımadıklarını gördüğü anda oldu. Eden eleştirel düşünce edindikçe Nietzsche’nin tasvir ettiği özgür insana ulaştı. Burada bilgilerimden kısa bir not düşmek istiyorum. Nietszche toplumdaki bireylerin güç istenci bakımından üç aşamadan geçtiğini ileri sürer. Sürü insanı - özgür insan - üst insan. Özgür insan bir geçiş evresidir. Sürü insanı hangi kesim, inanç, anlayış taşırsa taşısın ortak bir iradeye hizmet eden, değer yaratmayan, toplumun neredeyse tamamını kapsamaktadır. Sorgulayan birey bu evrede sürüden kopuş yaşarsa yavaş yavaş özgür insana dönüşür. Ancak bu bir geçiş evresi, üst insana hazırlık evresidir. Üst insan ise artık yalnızca kendi değerlerini yaratabilen ve diğerlerine bu değerleri dayatmayan
Edebiyat
Martin EdenJack London · İletişim Yayıncılık · 2017134,7bin okunma
Puan vermedi·448 syf.··
Beğendi
·
2020 11. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2020 15:50
Bilmediğiniz bir zaman dilimini anlamanızı sağlayan, üstünde yeterince düşünmediğiniz bir çok fikir üzerine ne kadar fikrinizin olmadığını, diğer yandan fikirlerin çoğunun diğer fikirlerin yansımasından ve genel görülerle kabullerden ileri gitmediğini yüzünüze yüzünüze vuran bir şaheser. Sevginin özünde diğer kişi değil, kendi duygu ve yüceltmelerimiz var. Ve tüm taşkınlıklar hayret verici bir biçimde hiçliğin kapısında birikiyor. İnsan, ölemeyecek kadar korkak ve yaşam güdüsüyle dolu. Tam da bu sebepten yarattığı karakteri öldürerek haz buluyor. Ait olmamak, kök salamamak. Bir yerin parçası, bir başka yerin arayıcısı olarak yaşamak. Sayfalarda bir çok alt fikri bulabilen insanlar vardır. Bir de benim gibi, görmeye bilinçlerinin el verdiği kadarına bakabilirken çok daha fazlasının olduğu sezgisiyle içlerinde ateş yakmış olanlar. Kendi evrimini ilerlettikçe okunması gereken bir kitap. Tüm duyguların nasıl bu denli iletildiğini hayretle ve hayranlıkla düşünmekten kendimi alamadım. Hele ki kendi dilinde bile okumamışken. Çevirene de sonsuz bir saygı ve şükran duydum. Bir yerlerde yazma aşkını saklamış bir insan olarak, kitaba dair düşünmek bile içimdeki heyecanı uyandırmaya, binde birdeki bir olma hayalini hatırlatmaya yetti.
Martin EdenJack London · İletişim Yayıncılık · 2017134,7bin okunma
Fazla süslü aşk anlatımı
7/10
·421 syf.··
2019 1. kitabı
·
295 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2019 13:54
Kitabın anlattığı hikaye çok güzel, güçlü bir hikaye. Başlangıçta karakterler çok güzel tanımlanıyor. Ancak sonrasında özellikle ilk 200 sayfada aşkın boyutunu tanımlamak adına yazar sürekli olarak abartılı betimlemeler yapıyor. Bunun her sayfada tekrar etmesi okurken beni oldukça bunalttı. Bazı yerlerini göz gezdirerek hızlıca okuyarak geçtim. Gelişmeler başladıktan sonra anlatım sadeleşiyor ve konular gerçekten ilgi çekici hale geliyor. Buradan sonrası benim için çok keyifliydi. Son sahnelere yaklaştıkça anlatım daha da güzelleşiyor ve son sahnede yazar resmen imzasını atıyor.
Martin EdenJack London · İletişim Yayıncılık · 2017134,7bin okunma
10/10
·421 syf.··
Beğendi
·
2019 32. kitabı
“Bunları zaten yazmıştım! Şimdi bana yemek sunan sen, o zaman açlık çekmeme göz yumdun, beni evine sokmadın ve bana lanet okudun; bir iş bulmuyorum diye. Şimdi ise ben konuşurken ağzını açmaya çekiniyorsun, her sözümü saygıyla dinliyorsun. Partinizin kokuşmuşlarla, rüşvetçilerle dolu olduğunu söylüyorum ve hiddetleneceğin yerde, hık mık edip bana hak verdiğini söylüyorsun. Peki neden? Ün kazandığım için, çok param olduğu için. Martin Eden olduğum için, iyi bir insan ve akıllı biri olduğum için değil. Ayın otlu peynirden yapılma olduğunu söylesem, bunu da onaylardın; en azından karşı çıkmazdın çünkü yığınla param var. Oysa bunları uzun zaman önce zaten yazmıştım. Bana ayağının altındaki pislik gibi davrandığın zamanlarda yazmıştım hepsini.”
Martin EdenJack London · İletişim Yayıncılık · 2017134,7bin okunma

Yazar Hakkında

Jack LondonYazar · 120 kitap
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.