Ölü Çocuğa Gazel
Her akşam üzeri bir çocuk ölür,
her akşam üzeri Granada'da.
Her akşamüzeri yerleşir de su
dostlarıyla konuşur baş başa.
Yosundan kanatları var ölülerin.
Bulutlu yel ve duru yel yan yana
süzülen iki sülündür kuleler üstünde,
gündüzse yaralı bir oğlan.
Havada kalmazdı tek kırlangıç gölgesi
şarap mağarasında rastlayınca ben sana,
tek bulut kırıntısı kalmazdı yerde
sen ırmakta boğulup gittiğin zaman.
Yuvarladı vadi köpeklerle süsenlerini
bir su devi yıkılınca dağlara.
Gövden, ellerimin mor gölgesinde,
bir soğuk meleğiyle, kıyıda cansız yatan.
Ben
Böyle
Taşların
Çukurların
İçinde
Kalmışsam
Yalnızsam
Hor
Görülmüşsem
Arkasızsam
Ve
Böyleyse
Bahtı
Siyahım
Yemin
Kasem
Olsun
Ve
And
Olsun
Şart
Olsun
Yerde
Kalmaz
Ahım.
Onun için ''Eli ağır'' diyenlere, ''İtina zaman alır'' derdi. Saygıda kusur ederek artırılmış zamanın kime hayrı dokunur ki? Bu yüzden hazırladığı her sofra, göz alıcı bir tabloya benzerdi.
Gitme vakti geldi olric.
Nereden gitme vakti geldi efendimiz?
Kalbinden olric kalbinden.
Hiç gelmemiştiniz ki efendim.
O zaman neden bu kadar canım acıyor olric ?
Çünkü hep kalbindesiniz sanmıştınız oysa bi kere bile sizi kalbine almamıştı efendim.
Beni neden uyarmadın olric ?
Aşkından sağır olmuştunuz efendim.
Anladım olric..