10/10
·412 syf.··
Beğendi
·
2025 40. kitabı
CAN DÜĞÜMÜ "Hayat,senaryosu ilahi irade tarafından yazılmış bir tiyatro oyunu gibidir.." Selam herkese..Can Düğümü kitabım ile sizlerleyim..410 sayfalık bir roman olan kitabımız ile hem geçmiş zamana gideceğiz hem de günümüz zamanında yaşananlara tanıklık edeceğiz.. Dolunay ve Elif Zehra..İkisinin de hayat mücadelesi ve yaşadıkları zorluklar farklı ama onları birbirine bağlayan ufak noktalar var..Belki bu noktalar biraz daha fazla olabilirdi diye düşünüyorum..Ya da benim beklentim bu yönde olmasını istediği için bu hisse kapılmış olabilirim.. Dolunay dünyaya gözlerini açtığında babası bu dünyadan göç etmişti..Annesi Zeynep ile birçok sıkıntılar çekmiş ama tüm zorluklara rağmen pes etmemiş okulda başarılı bir öğrenci olmuştu.Canını en çok babasızlık yakıyordu..Lise,yurt hayatı,üniversite,aşk,hayal kırıklıkları derken avukat olup çıkmıştı..Yıllarca kendisine burs veren şirket sahibi Cahit beyin ısrarı ile onun şirketinde avukat olarak çalışmaya başlar..Okul yıllarında dile getiremediği ilk aşkı olan Taylan ise hala aklındaydı..Dolunay,zamanla şirkette yer alan Batuhan ile yakınlaşmaya başlar ama bir türlü aşamadığı kendi içinde yaşadıkları yüzünden bu yakınlaşma da zaman ne gösterecek?Aşka dönüşecek mi bu ilişki?Batuhan ve Dolunay ne gibi kararlar vermek zorunda kalacaklar? Dolunay'ın hikayesi burada bitti sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz... Dolunay,hangi gerçeği öğreniyor?Ben bunu öğrenince hayal kırıklığına uğradım aynı Dolunay gibi.. Siz olsanız nasıl hissederdiniz?? Ve Elif Zehra..Kanı deli akan,cesur,cesaretli bir genç kız..1920'li yıllar..yokluk ve savaş zamanı..Vatan için verilen canlar,düşmana karşı savaşan askerler varken bir taraftan da mevziden firar eden ve çetelere karışan askerler.. Ve vee en kötüsü,en acımasız olanı çete lideri Parayot..
Can DüğümüSinan Duran · Karina Yayınevi · 031 okunma
8/10
·412 syf.··
Beğendi
·
2025 26. kitabı
Selamlar sevgili dostlarım . Bugün iki farklı yaşamın ve tarihin yolcusu olacağımız ; bol bol şive , kahramanlık , merhamet , sevgi ve okurken sanki içerisinde kayboluyormuşuz gibi hissedeceğimiz bir eserle beraberiz . Kitap önce 1900 ' lü yıllarda yaşayan Dolunay ve onun hayatına dokunan insanların anlatılmasıyla başlıyor ki burada Deli Mürüvvet ve Musa amca ve Dolunay' ın annesinin hikayelerini okurken gözlerim dolu dolu oldu gerçekten . Eminim okurken sizler de bu hikayelere tanık olmuş olmanın verdiği hüzünle gözlerinizi dolduracaksınız. Babasını hiç göremeden dünyaya gelmesinin ardından annesi ve ananesi ile yaşamını sürdürürken köyde , doyasıya çocukluğunu yaşamaktadır . Ama bir durum hariç . Maddi sıkıntılar boy gösterdikçe , yaşından olgun davranmaya başlamıştır. . Hatta bir arkadaşının para ettiğini söylemesi üzerine , hep birlikte toplanıp satmak için sümüklü böcek toplamaya çalışırlar. Okulunu başarılı bir şekilde tamamlayıp aldığı burslarla birlikte güçlü bir kadın olma yolunda ilerlemektedir. Avukatlık hayatına girdiğinde Batuhan ile tanışır ve kalbini kelebeklerle tanıştıran bir adam girmiş olur hayatına. Ama kitabın asıl Can alıcı noktası buradan sonra başlamaktadır. Çünkü Dolunay bu zamana kadar evinde olan fakat fark etmediği bavulu fark etmesiyle gizemli sırlar ve duygu dolu anlar onu beklemektedir . Peki bu sırlar nedir ? Diğer karakterimiz milli mücadele zamanlarında Anadolu'nun bir köyünde yaşayan anne ve babasına bakmakta olan güçlü, korkusuz , cesur ve düşmanını aman vermeyen o yıllarda köylere dadanan Ermeni ve Türk çeteleriyle "Kadın başına " da olsa dik duran Elif Zehra'nın hikayesi. Aşkı , korkuyu , sevgiyi, vatan sevgisini, aileye ve birçok aslında bizi biz yapan şeyi ele almış yazarımız . Ama ben bu kitabın yazılmasının ve okunmamın
Can DüğümüSinan Duran · Karina Yayınevi · 031 okunma
Reklam
10/10
·246 syf.··
Beğendi
·
2024 134. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2024 00:00
Yaşadığımız hayat gerçek mi yoksa hayal mi? Bildiğimizi sandığımız doğrular başkalarına göre gerçek değilse. Bildiklerimiz vardır dile geldiğinde çevrenizde size deli gözüyle bakan ne saçmalıyorsun aklını mi yitirdin sen diye tepkiler aldığımız. Peki sizin görüpte diğerlerinin göremediği nedir? Sizin bakışınız ve onların bakışında ki farklılık nedir? Ya da gerçeklik göreceli bir kavram mıdır? İşte tam bu nokta da size yalnız olmadığınızı hissettirecek sizin gibi görünmeyeni gören insanların da olduğunu ve belki de bakış açınıza yön verecek bir kitapla geldim. #enbüyükkorku MERTHAN ALPSATAN ın kaleme aldığı korku simülasyonu ile başlayıp gerilim hattında ilerleyen mükemmel bir polisiye kitabı. Kitaba başlar başlamaz içine çekiliyor ve etkisi altına alıyor okuyucuyu. Göbeklitepe dünyanın bilinen en eski medeniyeti. Üzerinde araştırmaların hiç eksik olmadığı gizemi ile insanı büyüleyen şehir. Mehmet Sayman, Ferhat Tokgöz, Hande Bayatlı üç arkeolog görev için giderler. Daha adım attıkları anda hissettikleri ve şahit oldukları gizem hem kendi hayatlarını hem ailelerinin hayatlarını altüst eder. Ne yaşadılar ne hissettiler de bambaşka kimliğe büründüler. Peki işaret ettikleri semboller neyin habercisiydi? Neden büyük ve hazin bir ayin düzenlemişlerdi? İşte bu sorular Başkomiser Yiğit' in de aklını kurcalar iş hayatı boyunca hiçbir işi yarım bırakmama alışkanlığı nedeniyle araştırmaya başlar. Başladığı anda bir enerji sarmaya başlar ve korkunç kabuslarla dolu günler geçirmeye başlar. Sadece kabuslar mı hayır tabi ki şahit olduğu olaylar ise korku fragmanından çıkmış gibiydi. Kırmızı dolunay, kan ayini, ruh arındırma, tarikatlar gölge krallr, sırlr, ölümsüz koruyuculr, kırmızı gözlü kurt. Karanlığın içinden kurtulmak için her tutunduğu ışık daha büyük karanlığa çıkıyordu.
En Büyük KorkuMerthan Alpsatan · Elpis Yayınları · 202431 okunma
9/10
·412 syf.··
Beğendi
·
2024 24. kitabı
“Can Düğümü” Kurtuluş Savaşına uzanan destansı bir roman kaleme almış @snan.drn . Okurken içimi derin bir hüzün kapladı çünkü bu vatanın her karışında yaşanan zorlukları derinden işlemiş yazarımız. Romandaki her karakter ayrı ayrı sizi etkiliyor kimi vatan sevgisiyle, kimi yalnızlığıyla, kimi yaşadığı zorluklarla ama öyle biri var ki o sizin tüylerinizi diken diken ediyor: “Elif Zehra” canını sevdikleri için hiçe sayan gencecik bir kadın… Zaman hem Milli Mücadele döneminde hem de seksenli yıllardan başlayarak 2000’li yıllara doğru paralel olarak ilerliyor. Sonlara doğru 1945 yılına da bir bakış atıyoruz. Oldukça akıcı, diyaloglarla ve ağız konuşmalarıyla zenginleştirilmiş bir dili var eserin. Soluksuz ve merakla okudum ve uzun sayfalar kısa zamanda su gibi akıp geçti. İki ayrı zaman iki güçlü kadın ve gizlenen gerçekler… Birbirine bağlı hayatlar… Tevafuk olmuş olaylar… Saf ve masum aşklar.. Ve sonunda iki dönemi birbirine bağlayan düğümler.. Kitabın ismi de içeriği gibi vurucu olmuş. Elif Zehra, annesinin deli kızı ama kalbi ne büyük kendi evinde bir gece misafir ettiği Rum dede ve torunun köy meydanında hem de kendi soyundan dininden çete liderine katledilmesini sindiremeyen bunun için atını Ankara’ya sürüp tüfek bulmaya çalışan bir yiğit kadın. Tüfek ararken hayatının aşkını buldurdu ona kader. O da vatanı kendi gibi seven asker Hasan Fehmi. Ama bu aşkın sonu kavuşma olmadı maalesef… Diğer yanda Dolunay. Babası öldükten saatler sonra doğan kız. Karanlığın içinde annesine ışık olduğu için ismi Dolunay… Peki ya annesiyle yapayalnız kaldıkları hayatta onu neler bekliyor?.. Kurgusu, tarihi vurgusu ve etkileyici sonuyla okumaktan büyük keyif aldığım eserler arasında yerini aldı. Mutlaka bakın derim.
Can DüğümüSinan Duran · Karina Yayınevi · 031 okunma
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2024 3. kitabı
"Sappho'nun Nedir Gene Deli Gönlünü Çelen" adlı kitap, Antik Yunan şairi Sappho'nun lirik şiirlerinden derlenen bir seçkidir. Sappho, M.Ö. 7. yüzyılda yaşamış olup, aşk, tutku, doğa ve insan ilişkileri üzerine yazdığı şiirlerle tanınır. Bu kitap, Sappho'nun aşkın ve güzelliğin incelikli tasvirleriyle okuyucuyu büyülediği, derin duygusal ve estetik deneyimler sunduğu eserlerinden oluşur. "Senin yüzünden yüreğim benden ayrı düşüyor ve ben yavaş yavaş ölüyorum." Bu dizeler, Sappho'nun aşkın yoğun duygusal etkilerini nasıl tasvir ettiğini gösterir. Aşkın kalpte yarattığı çalkantılar, şiirlerinde sıkça işlenen bir temadır. "Aşkla yanan bir ruhu kim onarabilir? Tek çaresi yine sevgidir." Sappho, aşkın yarattığı acıyı ve aynı zamanda bu acının tek tedavisinin yine aşk olduğunu vurgular. Bu paradoksal yaklaşım, onun şiirlerine derinlik katar. "Ay, dolunay gibi parlarken, etrafındaki yıldızları gölgede bırakır." Doğanın güzelliklerini betimleyen bu dizeler, Sappho'nun şiirlerindeki doğa sevgisini yansıtır. Ayın ve yıldızların görkemi, insan ruhunun yüceliğiyle paralellik kurar. Bu kitap, Sappho'nun duygusal derinlikleri ve estetik duyarlılıklarıyla tanışmak isteyenler için eşsiz bir kaynaktır. Şiirlerinde aşkı, tutkuyu ve doğayı ustalıkla harmanlayan Sappho, okuyucuyu hem geçmişin güzelliklerine hem de evrensel insan deneyimlerine doğru bir yolculuğa çıkarır.
Alıntı
Nedir Gene Deli Gönlünü ÇelenSappho · Can Yayınları · 20201,203 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2024 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2024 07:29
İşte Güneş Geliyor /Bâlâ Atabek Seslendiren : Dolunay Soysert Dinleme Süre: 4 saat 43 dk. Oyunculuğuyla tanıdığım Bâlâ Atabek'in kitaplarının olduğunu tesadüfen Storytel Türkiye 'de ne dinlesem kimin sesinden dinlesem diye araştırma yaparken öğrendim. Kitaptaki bütün bölümlerin başlıkları Beatles şarkılarının isimleriyle adlandırılmış. Yalnız bir adamın ailesi , arkadaşları ve hayatla inatlaşmasını anlatılıyor kitapta. Bir sonra ki sayfayı merakla bekleyeceğiniz oldukça eğlenceli bir kitap. Okumanızı veya sevgili Sıla Maraz 'un o şahane sesinden dinlemenizi kesinlikle tavsiye ederim. Şimdi sizler için kitaptan birkaç küçük alıntı bırakacağım aşağıya. "İnsan erteledikçe eksilirmiş." "Adımlarınız ve arayışınız mutluluksa, önce adımlarınız kendinize, kendiniz için olsun. Özgürleşmek kendinizden geçer." "İnsan neden erteler çok istediği şeyleri? Yaşanacak tek bir hayatı varken…" "Bir deli gibi gece yarısı bahçemize çıksak ve koklaya koklaya bulsak bütün yanlızları kendi evlerinde oturup dertleşsek." "Mutluluk denilen mevzu sıcak kalmış silah gibi ha patladı ha patlayacak." "Tanışma isteğimin nedenini bilmediğim, uzay boşluğunda sallanan bir an daha. Ya biraz tanıyıp, biraz daha tanımak istersem? O zaman ne olacak?" "Yani kendini kendine hapsetti." "İnsan neden erteler çok istediği şeyleri? Yaşanacak tek bir hayatı varken…"
İşte Güneş GeliyorBâlâ Atabek · Zeplin Kitaplar · 201655 okunma
Reklam
Reklam