Kitap görünürde objektif bir tarihsel kaynak gibi görünse de tamamen yanlı ve yanlış bilgilerle Şah İsmail Hatai eleştirisi barındıran bir özelliğe sahip.
Safevilere, Kızılbaşlara ve bu minvalde Şah'a osmanlı penceresinden bakmış yazar. Bunun yanında osmanlı kaynağı bile göstermediği konularda "şurada katliam yaptı" burada bir sürü insanı kırdı." gibi manipülatif bilgiler de mevcut.
Beklediğim gibi bir objektiflik maalesef yok bu kitapta. Hatta satır aralarında gizlenmiş bir mezhepçiliği hissetmedim değil.
7 ulu ozanımızdan biri olan Yemini'nin Hz. Ali için yazdığı şiir ve beyitlerden oluşan muazzam eseri.
Dili eski halk Türkçesi olduğundan okunması ve anlaması oldukça zor olabilir. Alevî nefes ve şiirlerinin felsefi geri planının anlaşılması gerektiğini hatırlarsak Yemini'nin bu kitabı zorlayıcı olabilir. Ben aşina olduğum için zorlanmadım.
Ehlibeyt sevgisi ve bağlılığı İslamiyet'e ilk geçen "Arap olmayan" toplumlar toplumlar tarafından benimsenen ve ön plana alınan meselelerden biri olmuştur. Özellikle bizlerin İslamiyet'e geçişi sürecinde iki temel faktör etkili olmuştur. İlki emevi-abbasi Sünni arap monarşisinin uyguladığı savaş ve baskı politikaları, ikincisi ise İslam öncesi kadim bir tarihe sahip olan sufizme yakın bir duruşu islam içinde ehlibeyt'in ve on iki imamların sürdürmüş olması yolu* yola* katmıştır.
İşte bu felsefî zenginlik içinde batıni (sufi, alevi) öğretiyi yaşatırken Ehlibeyti ve Hz Ali'yi yaşatmaya devam etmektedir ozanlarımız.
Maalesef günümüz Türkçesine çevirecek bir altyapımız yok. Yazılı kaynaklar oldukça geç geldiği için göçebe olan atalarımıza, bunların güncel baskılarını ortaya çıkarması da mesele oldu.
İyi okumalar dilerim.
Alevilik maalesef yazılı kaynak noktasında şia gibi, hanefi-sünni kesimlerde olduğu gibi yazınsal bir altyapıya sahip değil. Günümüzde bir çok kitap yazılmış, kaynaklar bir araya getirilmiş olsa da diğerlerinin yanında yeni emeklemeye başlayan bebek misali ilerlemektedir. Günümüzde Alevi kuşaklarının geleneklerini, yolun öğretisini bu nedenle unutmaya başladığını hatırladığımızda yazınsal kaynakların önemi bin kat daha artıyor.
Alevilik-Bektaşilik-Kızılbaşlık (hepsi bir) hakkında tarih yazımı noktasında bu kitap önemli bir yere sahip. Ancak yetersiz. Yetecek bir kitap da olmayacak gibi. Çünkü Alevilik öyle geniş bir coğrafyaya yayılmış durumda ki, her bölge ayrı bir tarihsel süreç yaşandığından, orta-batı asyadan tüm balkanlara kadar yayılan alanda Aleviliği ayrı ayrı ele almak gerekmektedir. Ancak Türkiye bazında bu kitap oldukça güzel bir girizgah niteliğine sahip. Dili de oldukça basit ve akıcı. İlgilisine tavsiyemdir.
Kerbela Hz. Peygamberin ailesine yapılan zulmü, hatta peygamberden sonra Hz. Ali'ye yönelik saldırılarla başlayan bu soy kırım sürecini tüm yönleriyle anlatan değerli bir eser. O dönemlerde Ehlibeyt'e yapılan haksızlıklar ve saldırılar hep arapça ve farsça anlatıldı, yazıldı. İslamiyet'e geçen Türklerin islam tarihine ve gerçeklere hakim olmaları noktasında Fuzuli önemli bir eser ortaya çıkarmış ve bu eseriyle türkçe olarak ilk defa Kerbela katliamını anlatan kitabı yazan kişi ünvanını kazanmıştır.
İktidar için peygamberin soyu demeden insanları kıyımdan geçiren bir zihniyet tarihin her evresinde olduğu gibi bugün de karşımızda durmaktadır. Yani Kerbela sadece Kerbela çölü özelinde düşünülmemesi gereken bir konudur.
Sözlerimi bitirirken, şan olsun peygamberin soyuna, şan olsun zulüm karşısında bile Hakk'ın yolundan bir an olsun sapmayan erenlere, şan olsun on ikilerin yolunu sürdürenlere...
Konuya yaklaşım bakımından çok güzel ele alınmış önemli bir külliyat.
Batınilik, dini ritüel ve kuralları görünür anlamlarının dışında, daha derinde gerçek anlamları bulunduğu inancı, onları da buna göre yorumlayan akıma denilmektedir.
Bir bütün olarak ele alınması gereken bu felsefeye ayetlere tek tek derinlikli açıklamalar getirilerek sahip olunması mümkün değildir. Dini kurallar dışında evrenin tamamında manayı görebilmek, kavrayabilmek önemlidir. İşte bu külliyat da bizlere kadim inançlardan günümüze kadar tüm inanışlarda ortaya konan batıni yorumlardan bir harman oluşturmuş ve inancın özüne dair bizlere yol göstermektedir.