Alevilik & Kızılbaşlık Tarihi

·
Okunma
·
Beğeni
·
261
Gösterim
Adı:
Alevilik & Kızılbaşlık Tarihi
Yazar:
Baskı tarihi:
Temmuz 2007
Sayfa sayısı:
273
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944174305
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
NOKTA YAYINLARI
Yüzlerce yıldır Aleviler ve Bektaşiler, Peygamber'in soyunun devam ettiği Hz. Ali'yi doğruluk ve yiğitlik sembolü olarak adeta bir bayrak edindiler. Bu bayrağın Anadolu ve Balkanlar'daki temsilcileri ise Orta Asya'nın en tanınmış sufisi Ahmet Yesevi'nin izinden giden Hünkar Hacı Bektaş Veli ve onun halifeleri oldu. Osmanlı'nın kuruluşunda yer aldılar ama giderek yönetsel olarak imparatorluk merkezinden uzaklaştırıldılar. Daha sonra Şah İsmail Hatayi'nin dinsel-siyasal güçleri birleştirdiği harika şahsiyetinde, onun coşkulu deyişlerinde, "Ali"yi yeniden buldular. Siyasal mücadelenin keskinleştirdiği Osmanlı-Safevi mücadelesinde, resmiyetin iftiraları ve baskılarına karşı Cemlerinde Kırklar şerbetinden içmeye, semahlarını dönmeye devam ettiler. Her türlü cefaya Hak-Muhammed-Ali aşkına katlandılar.
Gün oldu devran döndü, Osmanlı tarih sahnesinden çekildi. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının bağımsızlık mücadelesi ve sonrasındaki mücadelelerine destek verdiler. Sağ-sol kutuplaşmasında da yine onların üzerinden çeşitli planlar uygulamaya konuldu. Artık büyük ölçüde kentlerde yaşamaya başlayan ve Alevi olarak bilinen çeşitli topluluklar, bütün bu süreçte, inanç ve geleneklerinden giderek uzaklaştılar ve unuttular.
Alevilikle ilgili tartışmalar zaman zaman Türkiye gündeminde önemli yer tutmasına karşın, konu ile ilgili yayınların, yazılı-görsel medyadaki tartışmaların ne yazık ki bilimsel kaygılardan uzak, daha çok popüler nitelikli oldukları görülmektedir. Bu kitap, Dr. Yaman'ın yaklaşık on yıllık kaynak ve alan araştırmalarına dayanan veriler doğrultusunda giriştiği genel bir Alevilik çalışmasıdır ve Alevilikle ilgili terminolojiyi, kaynakları, nüfusu, coğrafi dağılımı, tarihi, güncel gelişmeleri, inanç anlayışını ve edebi yönlerine ilişkin en temel bilgileri, en yetkin kaynaklara ve alanda elde edilen gözlemlere dayanarak, akıcı bir dille okuyucuya sunmaktadır
273 syf.
·Puan vermedi
Yine bu inanç kültürü hakkında yazılmış gayet objektif işi siyasal boyuta kaldırmayan amacı bilgi vermek olan bir eser. İçeriğinde uygulamalar değer verilen büyükler tarihte süre gelen olaylar önemli şahsiyetler 12 imamlar ve ehl i beyt soyundan bahsediliyor. Musahiplik taliplik dedelik ve cem gibi konular ayrıntısı ile verilmiş. Her Alevi gencinin ve bu inanç kültürünü merak eden kişilerin okuması gereken bir eserdir.
Bu alemi yaratan bir
Odur külli şeye kadir
Alevi, Sünnilik nedir
Menfaattir varvarası
Veysel sapma sağa sola
Sen Allah'tan birlik dile
İkilikten gelir bela
Dava insanlık davası..
Osmanlı idaresi Alevi topluluklarına karşı baskıcı bir siyaset izlemiştir. İstanbul'daki, Katolik, Ortodoks, Yahudi ve Ermeni cemaatlerine inanç özgürlüğü veren Osmanlı idaresi, kendi insanına mezhep farklılığı nedeniyle kayıtsız kalmış, Sünnilik dışındaki diğer mezhepleri sapkın tanımlamıştır.
Alevilikte biçimsel anlamda ibadet bir araç, olgun insan olmanın ise esas amaç olduğu kabul edildiğinden cemlere katılmak, oruç tutmak yetmez. Eline, diline, beline bağlı olmayan, en kutsal varlık olan insanı sevmeyen, olgunlaşmamış insanların ibadetleride boşunadır. Özünü, gönlünü arındırmadan Hakk'a varılamaz. İnsan-ı kamil olabilen kişi, Hak ile Hak olmuş, Hakk'a varabilmiş kişidir. Alevilikte Kabe, Tanrı'nın şerefli varlığı olan insanın gönlüdür. En büyük Hac ise gönül ziyaretidir, gönül kazanmaktadır, razılıktır. Böylece Alevi inancında Tanrı'nın hoşnutluğunun da insanın hoşnutluğuna bağlı olduğu görülmektedir. Alevilik insan merkezli bir inanç anlayışı olup, " 72 milleti bir gözle görmek" ve "Yaratılanı hoş görmek" yaklaşımını vurgulamaktadır.
Yeniçeri Ocağı'na daha kuruluşundan itibaren hakim olan disiplin ve itaat bu kurumu döneminin en mükemmel ordusu haline getirmiştir. Yeniçeri Ocağı'nın kuruluşunda  Rum Abdalların büyük etkisi olduğundan Hacı Bektaşi Veli ocağın piri olarak kabul edilmişti. Bektaşi Babaları sürekli yeniçeri birliklerine eşlik ederlerdi. Her yeniçeri birliklere katılmadan önce Hacı Bektaş yoluna uyacağına dair yemin ederdi..
Kadının sosyal konumu bakımından da farklı bir bakış açısının olduğu söylenebilir. Kaç-göç yoktur. Gerek Bektaşi gerekse Kızılbaşlarda tek eşlilik esastır. Kadının dinsel veya sosyal ayinlerde önemli roller üstlendiği görülmektedir..
Özellikle İstanbul'da etkin Babagan kolu mensuplarının Yeni Osmanlılar ve Jön Türkler hareketi ile birlikte bürokrasi ve devlet kademelerinde de yer alabildiği söylenebilir. Tanınmış siyasetçi ve yazarlar arasında da taraftar ve/veya sempatizan bulabilen Babagan Bektaşiliği'nin Osmanlı son döneminde Mason örgütlenmelerle ilişkili olduğu bilinmektedir. Hem ittihat ve Terakki hemde Mason teşkilatına üye olan ve devletin üst kademelerine kadar yükselen Bektaşiler bulunmaktadır..Kaynaklara göre Namık Kemal, Talat Paşa, Şeyhülislam Musa Kazim Efendi, Sadrazam Yusuf Kamil Paşa'nın eşi Zeynep Hanım gibi tanınmış şahsiyetlerin Babagan Bektaşiliği'ne mensup oldukları ifade edilmektedir.
Önce Anadolu'ya ve ardından Balkanlar'a uzanan İslam anlayışının iki farklı şekilde oluştugunu belirtmek gerekir. Merkezde yaşayan kitleler daha biçimci bir İslami anlayışı (sünnilik) benimserken, çevreyi oluşturan göçebe/ yarı göçebe kitleler daha esnek ve geleneği ön planda tutan bir islam anlayışını (Alevilik) benimsediler. 1240 da gerçekleştirilen Babai Ayaklanması da büyük ölçüde bu ön- Aleviler de denilebilecek, bicimci  islam'a ilgisiz halk kitleleri ile Ortadoks İslam'ı yani sünniliği resmi din olarak kabul etmiş merkezi idare arasında yaşanmıştır...
Türkiye ve Avrupa'daki Alevilik çalışmaları, gittikce artan bir oran da "etnik kimlik"
üzerinden inançsal olguları anlamdırmaya çalışan Batı -merkezci bir yaklaşımı benimsemektedir. Bu çalışmalar Aleviliği bir "etnik" grupla sınırlandırmaktalar, etnik boyutunu ön plana çıkarmaktadır.  Hacı Bektaşi Veli'nin "Dili, dini, ırkı ne olursa olsun iyiler iyidir" sözünü ve "72 millete bir nazarla bak" düsturunu benimseyen Alevi inanç sisteminin, bugün "etnik kimlik" gibi kökleri ırkcı anlayışlara  giden bir kavramla açıklanıyor olması, doğru bir yaklaşım olmasa gerektir.
Şiilik ve Sünnilik, Safevilerle Osmanlılar arasında siyasete alet edilmiş, İslam'ı bölen bu ayrılık sürüp gitmiştir. Bu ayrılığın Osmanlılar ve Safevilerin nüfuz mücadelelerine giriştiği Anadolu halkı üzerinde de bugün bile etkilerini görebileceğimiz olumsuz sonuçları olduğu muhakkaktır.
Tarihsel süreç içerisinde daha çok göçebe/ yarı göçebe olarak yaşayan, Tahtacılar, Sıraçlar ve Çepniler gibi yerel adlarla anılan boylar , 16 ve 17. yüzyıllardan başlamak üzere "kızılbaş" olarak anılmaktaydılar. Ancak Osmanlı Devleti ve Sünni halk arasında "Kızılbaş" sözcüğünün, aşağılamaya yönelik anlamlar yüklenerek kullanılması, bütün bu grupların kendilerini "Hz. Ali'ye mensup" anlamında "Alevi" diye adlandırılmalarıyla sonuçlanmış ve özellikle 19. yüzyıldan sonra yaygınlık kazanmıştır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Alevilik & Kızılbaşlık Tarihi
Yazar:
Baskı tarihi:
Temmuz 2007
Sayfa sayısı:
273
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944174305
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
NOKTA YAYINLARI
Yüzlerce yıldır Aleviler ve Bektaşiler, Peygamber'in soyunun devam ettiği Hz. Ali'yi doğruluk ve yiğitlik sembolü olarak adeta bir bayrak edindiler. Bu bayrağın Anadolu ve Balkanlar'daki temsilcileri ise Orta Asya'nın en tanınmış sufisi Ahmet Yesevi'nin izinden giden Hünkar Hacı Bektaş Veli ve onun halifeleri oldu. Osmanlı'nın kuruluşunda yer aldılar ama giderek yönetsel olarak imparatorluk merkezinden uzaklaştırıldılar. Daha sonra Şah İsmail Hatayi'nin dinsel-siyasal güçleri birleştirdiği harika şahsiyetinde, onun coşkulu deyişlerinde, "Ali"yi yeniden buldular. Siyasal mücadelenin keskinleştirdiği Osmanlı-Safevi mücadelesinde, resmiyetin iftiraları ve baskılarına karşı Cemlerinde Kırklar şerbetinden içmeye, semahlarını dönmeye devam ettiler. Her türlü cefaya Hak-Muhammed-Ali aşkına katlandılar.
Gün oldu devran döndü, Osmanlı tarih sahnesinden çekildi. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının bağımsızlık mücadelesi ve sonrasındaki mücadelelerine destek verdiler. Sağ-sol kutuplaşmasında da yine onların üzerinden çeşitli planlar uygulamaya konuldu. Artık büyük ölçüde kentlerde yaşamaya başlayan ve Alevi olarak bilinen çeşitli topluluklar, bütün bu süreçte, inanç ve geleneklerinden giderek uzaklaştılar ve unuttular.
Alevilikle ilgili tartışmalar zaman zaman Türkiye gündeminde önemli yer tutmasına karşın, konu ile ilgili yayınların, yazılı-görsel medyadaki tartışmaların ne yazık ki bilimsel kaygılardan uzak, daha çok popüler nitelikli oldukları görülmektedir. Bu kitap, Dr. Yaman'ın yaklaşık on yıllık kaynak ve alan araştırmalarına dayanan veriler doğrultusunda giriştiği genel bir Alevilik çalışmasıdır ve Alevilikle ilgili terminolojiyi, kaynakları, nüfusu, coğrafi dağılımı, tarihi, güncel gelişmeleri, inanç anlayışını ve edebi yönlerine ilişkin en temel bilgileri, en yetkin kaynaklara ve alanda elde edilen gözlemlere dayanarak, akıcı bir dille okuyucuya sunmaktadır

Kitabı okuyanlar 22 okur

  • Mert
  • Merve İrem Uçar
  • Seyhan Sakar
  • Neşe Taş
  • Kızıl Derviş
  • Nur
  • Mevlut celik
  • Frank Castle
  • Leyla Akgül
  • Kerim Atay

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (2)
9
%0
8
%0
7
%12.5 (1)
6
%25 (2)
5
%37.5 (3)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0