selvi

selvi
@delimsirek
özgür ruh

selvi

, bir kitap okudu
Puan vermedi·224 syf.·
4 günde okudu
·
2023 14. kitabı
Ahmet Hamdi Tanpınar
7.8/10 · 14,3bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İstanbul
en büyük meselemiz budur; mazi ile nerede ve nasıl bağlanacağız, hepimiz bir şuur ve benlik buhranının çocuklarıyız, hepimiz Hamlet’ten daha keskin bir “olmak veya olmamak” davası içinde yaşıyoruz. onu benimsedikçe hayatımıza ve eserimize daha yakından sahip olacağız. belki de sadece aramak ve bütün kapıları çalmak kâfidir. çünkü bu dâussılanın kendisi başlıbaşına bir alemdir. onunla geçmiş hayatın en iyi izahını yapabiliriz; bu sessiz ney nağmesinde ölülerimiz en fazla bağlı olduğumuz yüzleriyle canlanırlar ve birazda böyle olduğu için onun ışığında daha içli , daha kendimiz olan bir bugünü yaşamamız kabildir.
Sayfa 207·Kitabı okudu
Bursa
şimdi iyice anlıyorum ki demin etrafımda dolaşan ve uçuşlarının fantazisine hayran olduğum güvercinler aslında bu şeffaf âleme ait, ondan bizim dünyamıza açılmış rüyalardan başka bir şey değildir. bu âlemde her şey var. geçmiş günlerimiz, hasretlerimiz , ıstıraplarımız, sevinçlerimiz, ümitlerimiz, hepsi orada kendi hususiyetlerini yapan renklerle mevcut.
Sayfa 115·Kitabı okudu
Konya
onun dünyası hareket hâlinde bir dünyadır. burada her şey yaratıcı aydınlığın ve aşkın kendisi olan Allah’ın etrafında döner, ona doğru yükselir,onda kaybolur, ondan doğar ve ayrılır, tekrar onunla ve birbirleriyle birleşir. her şey burada birbirini özler, birbirinin aynıdır, birbirine cevap verir. bu mahşerde ne öldüren, ne öldürülen, ne seven, ne sevilen birbirinden fark edilir.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Erzurum
insan kaderinin büyük taraflarından biri de, bugün attığı adımın kendisini nereye götüreceğini bilmemesidir. Bakî’nin Fatih Camii’nde fakir bir müezzin olan babası, oğlunun Türkçe’yi kendi adına fethedeceğini, sözün edebî saltanatını kuracağını; Nedim’in anası Türkçe’nin ikliminde oğlunun bir bahar rüzgârı gibi güleceğini, onun geçtiği yerlerde bülbül şakımasının kesilmeyeceğini, ağzından çıkan her sözün ebediliğin bir köşesinde bir erguvan gibi kanayacağını biliyorlar mıydı? bunun gibi, Malazgirt Ovası’nda döğüşen yiğitler, kılıçlarının havada çizdiği kavsin, bütün ufku dolduran nal şakırtılarının, Sinan’ın, Hayreddin’in Itrî’nin, Dede’nin dünyalarına gebe olduğundan elbette habersizdiler. kader, insan ruhu bir tarafını tamamlasın, yaratılışın büyük rüyalarından biri gerçekleşsin diye, onları bu ovaya kadar göndermişti. yaratıcı ruhun emrinde idiler, onun istediğini yaptılar.
Sayfa 51·Kitabı okudu