Beyza Topçu

İlahi adalete akıl ermezdi ya da Luther'in sözleriyle, "o bizlere tamamen yabancıydı." Onu dünyevi adalet standartlarına göre değerlendiremezdik çünkü o insan aklının çok çok üstündeydi. Fakat adalet, etkilediği kişilerin akıl erdiremediği bir şeyse ona gerçekten adil demek mümkün müydü?
Sayfa 205·Kitabı okudu
Reklam
Arendt bilgisayarların "insan beyninin idrak edemeyeceği şeyleri" yapabileceğini öne süren bazı bilim insanlarının olduğunu söylüyor. Vurgusu yok gösterici: Konu sadece bilgisayarların bizi salt beyin gücünde aşabilmeleri - teoremleri bizden hızlı çözebilmeleri, çözümleri daha etkili biçimde bulmaları - değil, dünyayı bizim anlayamadığımız biçimde anlayabilmeleri. Arendt bu savı özellikle endişe verici buluyor. "Eğer kendimiz tasarladığımız ve imal ettiğimiz halde, yaptıkları şeyleri idrak edemediğimiz makinelerle çevrili olduğumuz doğruysa," diyor, "doğa bilimlerinin teorik kafa karışıklığı gündelik dünyamızı en üst düzeyde istila etmiş demektir."
Sayfa 194·Kitabı okudu
Bilimin bize algımızın hapishanesinden çıkma ve dünyayı nesnel bir gözle görme imkanı vereceğini umarak Arşimet noktasını tekrar kazanmaya çalışıp duruyoruz. Ancak bilimin ortaya koyduğu dünya o denli yabancı ve acayip ki insan bakış açımızın ötesine bakmaya her çalıştığımızda kendi yansımamızla karşı karşıya kalıyoruz. "Gerçekten de kötücül bir cinin ellerinde gibiyiz," diye yazıyor Arendt, Descartes'ın düşünce deneyine gönderme yaparak, "bizimle alay ediyor ve bilgiye susamışlığımızı hüsrana uğratıyor, öyle ki onu kendimizin dışında bir yerlerde aradığımızda sadece kendi zihnimizin örüntüleriyle karşılaşıyoruz."
Sayfa 193·Kitabı okudu
"Küreselleşme ve kapitalizmin giderek yavanlaştırdığı insan âleminde yaşamamız gerekmiyor," der Goff. Kendimizi ağaçlar, okyanuslar ve buzullarla bir görürsek insandışı dünyaya da daha etik biçimde davranabileceğimizi düşünür. "Bencil davranışın temelinde tamamen ayrı ve bağımsız bireyler olduğumuz düşüncesi yatar," diye yazar. Koch da kitabını benzer bir teşvikle bitirir. "İnsanın etik evrenin merkezinde olduğu ve doğal dünyanın geri kalanına ancak insanlığın amaçlarına uyduğu ölçüde değer verdiği düşüncesini terk etmeliyiz."
Sayfa 175·Kitabı okudu
"Şu anda, özellikle de yüzyılımızda her yerde hüküm sürmekte olan bir yalnızlık, ama henüz tamamen bitmedi ve henüz süresi dolmadı. Çünkü şimdi insanların her biri kendi suratını en ziyade ayırmaya heves ediyor, yaşamı en dolu şekliyle kendisi yaşamak istiyor. Bu arada da harcadığı bütün çabalardan dolu dolu yaşamak yerine tam anlamıyla bir intihar çıkıyor, çünkü insanlar kendi varlıklarını tam olarak belirlemek yerine tam anlamıyla yalnızlığa düşüyorlar. Çünkü çağımızda bütün, birimlerine ayrılmıştır, bunların her biri kendi deliğine çekilmiş, diğerlerinden uzaklaşıp saklanmakta ve sahip olduklarını gizlemektedir. Böylece mesele, kendisinin insanlardan uzaklaşmasıyla ve insanları kendisinden uzaklaştırmasıyla sonuçlanmaktadır. Tek başına bir servet yığıyor ve artık ne kadar güçlüyüm, her şeyim var diye düşünüyor, ama akılsız, ne kadar çok yığarsa kendisini intihara dek sürükleyebilecek güçsüzlük batağına da o kadar çok batacağını bilmiyor. Çünkü yıllarca kendine güvenmeye alışmış ve bütünden bir birim olarak ayrılmış, insanların yapacağı yardıma, insanlara ve insanlığa inanmamayı ruhuna benimsetmiştir ve sadece parasını ve kazanmış olduğu hakları yitirmekten korkmaktadır."
Sayfa 424·Kitabı okudu
Reklam