Ben onun masasında oturan ve çöplerini üzerime boşaltmasına izin veren bir nesneyim, daha fazlası değil. Dünyada ne varsa sadece onunla ilgili olarak var olur, o yüzden dünyası ufacık.
Bir yerlerde sürekli savaş olduğuna, çocukların açlıktan öldüğüne, kendi barışçıl ülkemizde her gün birkaç kişinin hurdaya dönmüş araçlarda kan kaybından öldüğüne, erkeklerin karılarını, kadınların kocalarını öldürdüğüne alışınca içindekiler anlamsız şeylerdi. Görünüşe göre bir sürü sarhoş ve akıl hastası da var. Bunlara ek olarak bir de bilindik doğal afetler, bir yerlerde insanlar sürekli donuyor, başka bir yerde susuzluktan kırılıyor.
Buna karşın hırsız ve dolandırıcılarla ilgili haberler nasıl da hoş bir etki bırakıyor. Adeta yüreklere su serpiyor.
Her şey giderek daha pahalılaşıyor, tatları giderek kötüleşiyor ve bir o kadar şatafatlı paketleniyor. (...)
İşin ürkütücü yanı herkesin bunu bilmesi ama neredeyse kimsenin bu konuda konuşmaması. Önümüze ne koysalar sabırla yutuyoruz. Burunlarına halka takılmış, bize emredilen yolda tıpış tıpış giden öküzleriz biz. (...) Bakanından kapıcısına kadar hepimiz sabırla o sirkeye yatırılmış kurutma kağıtlarını yiyoruz.
Veremli bir anne babanın çocuğuydum gerçi ama kendim sağlıklı, pembemsi, esmer, gür kumral saçlıydım. Müşavir hanım annemle babamın durumunu bilmiyordu. Hubert, babamı gripten, annemi de zatürreden öldürmüştü. O kadar körü körüne aşık olmasaydım bu bana bir uyarı olurdu.