Abdullah AKTAŞ

Abdullah AKTAŞ
@deltaepsilon
Matematik öğretmeni
Marmara Üniversitesi
İstanbul
İstanbul
295 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Bir şizofrenin gözünden...
8/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
51 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 21:50
Kitabı spoilersız anlatmak zor. Ana karakterimizin annesi doğum yaparken ölüyor, babası da çocukken intihar ediyor. Kahramanımız da amcasının yanına sığınıyor ama sonu yetimhane oluyor. Zamanla aynalarla konuşmaya başlayıp şizofrene bağlıyor. Psikoloji okuyamaya başlıyor. Üniversitede kendisini sağ-sol kavgasının ortasında bulan kahramanımız bir kadına saplantı derecesinde aşık oluyor. Sonra kendisini tımarhanede bulan kahramanımızın başından geçenleri okuyoruz. Yaşadığı dönemi, tımarhanedeki tedavi (!) yöntemlerini okuyoruz. Kitabın sonu beklediğim gibi bitmedi. Kendi düşündüğüm final, bir zamandan sonra yaşadığı her şeyin, konuştuğu kişilerin, üniversitedeki arkadaşlarının, tımarhanedeki arkadaşlarının şizofreniye bağlı görülen hayaller olduğu, hastanede de bir şekilde bunu fark etmesi ve iyileşmesi şeklindeydi. Yazarın anlatım tarzını beğendim, diğer kitaplarını da okuyacağım.
ŞizofrenEmre Timur · Az Kitap · 2018571 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ters köşeye hoş geldiniz.
9/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 22:35
Kitap oldukça sürükleyici bir polisiye. Sırayla bir erkeğin gözünden, bir kadının gözünden yaşanılanlar, geçmişteki olaylar anlatılıyor. Katili bulmaya çalıştım, tam buldum derken acaba bu da yapmış olabilir mi dedim. Sonra bir başkasında karar kıldım. Sonlara doğru tamam artık budur yahu dedim. Ve katili bulamadım. Böyle kitapları seviyorum. Beyin jimnastiği yapmak hoşuma gidiyor. Tek eleştirim kitapta müstehcen yerlerin olması, keşke olmasaydı. Ama cinayet için sebep lazımdı tabi. Türü sevenlere tavsiye ederim. Dizisi de var, kitabı bitirince onu da seyredin derim.
Ne Yaptığını BiliyorumAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20227bin okunma
7/10
·68 syf.··
2026 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 23:04
Robert Musil’in "Ahmaklık Üzerine" yazısı, 1937 yılında Viyana’da verdiği bir konferansın metnidir. Bu metin, ahmaklığı sadece bir zeka eksikliği olarak değil, toplumsal ve kültürel bir durum olarak ele alıyor. Yazara göre ahmaklığın iki türü var: 1) ​Dürüst Ahmaklık: Bu, zihinsel yetilerin yetersizliğinden kaynaklanan, geleneksel anlamdaki "anlayış kıtlığı"dır. Yazara göre bu tür, nispeten zararsızdır. 2) ​Entelektüel (Yüksek) Ahmaklık: Yazarın asıl tehlikeli bulduğu tür budur. Bu, sadece zeka yoksunluğu değil, duygu ve akıl arasındaki dengesizliktir. Kişi bilgili olabilir, ancak bu bilgiyi bir kibrin veya çarpık bir ideolojinin hizmetine sunar. ​Yazar, ahmaklığın sadece mantıkla ilgili olmadığını da savunuyor. Ona göre bir insan, doğru duygulara sahip olmadığı sürece ne kadar zeki görünürse görünsün ahmakça davranabilir. Ahmaklık üzerine felsefik bir deneme okumak isteyenler için tavsiye ederim.
Ahmaklık ÜzerineRobert Musil · Kırmızı Kedi Yayınları · 2019991 okunma
8/10
·208 syf.··
2026 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 13:27
Ölüm hepimiz için bir gerçek. Bütün insanlar bir gün ölümle yüzleşecek. Sevdiklerimiz teker teker bu dünyadan ayrılacak ve tabii kendimiz de... Bir zaman sonra da unutulup gideceğiz. Acı ama tamamen gerçek! Bu gerçeği okudum. Yazar da babasının ölüm sürecini ve ölümünden sonraki süreci kitaba aktarmış. Babasının son anlarını, çaresizliğini, ölümden sonraki yas sürecini içten bir dille aktarmış. Babasıyla olan anılarını, babasından dinlediği hikayeleri yazıya dökmüş. Böyle bakıldığında bir anı-roman kategorisinde değerlendirilebilecek bir kitap. Kolay okunuyor ama kendimi yazarın yerine koyduğumda zorlaşıyor. Keşke sevdiklerimiz hiç ölmeseler...
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,6bin okunma
7/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 00:22
Kitabın arka kapağını okuyunca biraz daha farklı bir hikaye bekleyerek okumaya başladım. Aslında birinci bölüm, kaçıran adam kısmı çok güzeldi. Ama ikinci bölümü, kaçırılan kız bölümünü sevemedim. Üçüncü ve dördüncü bölümler kısacıktı zaten. Üçüncü bölümü okurken final bölümü için keşke böyle olsa diyerek sonunu tahmin edebildim. Bana göre, daha çok psikolojik gerilim kitabıydı. Akıcı bir dille yazılmış. 1963 yılında yazıldığı düşünüldüğünde bazı film ve dizilere ilham kaynağı da olmuş olabilir.
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202411bin okunma