Her içgüdü, bir ırksal hatıradır. O halde siz, ben, hepimiz bu hatıralarımızı annemizden ve babamızdan alırız ki onlar da kendi anne ve babalarından almışlardır. Demek ki bu hatıraların kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan bir aracı olmalı. İşte bu aracı, Weismann'ın "germ plazma" dediği şey. 4 İnsan ırkının geçirdiği bütün evrimin hatıralarını bu aracı taşıyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
En müşterek ırksal hatıramız, boşlukta düşme rüyamızdır. Buradaki diğer kişilik hayli belirsizdir. Sahip olduğu tek hatıra düşmeye dairdir. Öte yandan birçoğumuzun diğer kişiliği daha keskin, daha belirgindir. Çoğumuz uçma rüyası, avcı hayvanlar tarafından kovalanma rüyası, renk rüyası, boğulma rüyası, sürüngen ve böcek rüyası görürüz. Sözün kısası, bu diğer kişilik hepimizde iz bırakmıştır ama bazılarımızda bu iz neredeyse silinmişken bazılarımızda daha belirgindir. Bazılarımız, diğerlerimize göre daha güçlü ve eksiksiz bir ırksal belleğe sahiptir.
İçgüdü, kalıtsal mirasımıza kazınmış bir alışkanlıktan ibarettir. Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki sizin, benim, hepimizin aşina olduğumuz bu düşme rüyasında asla yere çarpmayız. Yere çarpmak, yok olmak olurdu.
Şimdi üçüncü saate bakalım ve akrebin hızının daha da
artıp sonsuz ötesine eriştiğini düşünelim. Sonsuz hız, akrebi eş zamanlı olarak üç farklı yerde birden var kılabiliyor ve saati durduruyordu. Daha yüksek hız ise, durmaktan da öte bir şeyi, karşı hareketi meydana getirir. Bu durumda saatin ibresi ters yönde dönmeye başlar ve benim ulaşmak istediğim karşı hareket meydana gelir. Böylece zaman tersine akmaya başlar.