“neden sonbaharda melanlolik oluruz”
Bıraktığın kadarım, yine de sen kal öylece.
Belki de sonbahar tam olarak böyle hissettirdiği için melankoliğiz. Ne tamamen giden, ne de kalan, arada bir mevsim. Yaprakların düşüşünü izler hiçbir zaman yeşil kalmayacağını fark ederiz; ağaçlar soyunur, gökyüzü donar, şehir sessizleşir.
Bu görüntü bize, değişimin sadece dışarıda değil, içimizde de kaçınılmaz olduğunu hatırlatır.
Oysaki ben değişmekten, yeniden başlamaktan, dökülmekten korkarım. Belki de sonbahar bizim için bir çağrı; kaybetmeyi kabullenmemiz gereken bir çağrı.
Giden yazın sıcaklığıyla kalan serinlik arasında, belki de soluşunu gördüğümüz yeşilin bambaşka bir şekilde karşımıza çıkmasının, her kaybın içinde bir dönüş barındığını anlamamızdır.
Sonbahar, sokaklara ağır bir sessizlik bıraktı.
Ağaçlar, kendi kaybına razı olmuş gibi duruyor.
Bir köşe başında rüzgarla savrulan yaprak,
Adımlarımızın sesini susturuyor sanki.
Ama boşluk, her adımda daha belirginleşiyor.
Bıraktığın kadarım, sen kal öylece.
Ben de eksildikçe tamamlanıyorum,
Gitmiş olanla kalan arasında kendimi buluyorum.
Yaprakların dökümüyle öğrendiğim;
Kaybolan her parça, başka bir renk habercisi.
yazan ben🫷