IT denilen şu varlık. Meg’in IT’e karşı kullanabileceği tek silah sevgi oldu, dedi annesi. Sonunda kardeşini kurtarıp düzeni yeniden sağlamıştı.
Seni seviyorum, Charles.
Sevmek cesaret ister ve karşılık beklemez.
Çünkü gerçeği bilirseniz, yani sevmenin bedelinin eninde sonunda yas tutmak olduğunu bilirseniz kimseyi sevemezsiniz. Asla bu tuzağa düşmezsiniz. Ama bir kez düştüğünüzde aklınıza, mantığınıza rağmen birini ya da bir şeyi sevdiğinizde bırakmak istemezsiniz. İptal edilen akşam yemekleri, cevapsız kalan mesajlar. Bunların hiçbiri artık önemli olmaz. Adeliade o anda Rory’yi asla bırakamayacağını biliyordu.
Ya kalbim kırıksa, diye düşünmüştü. Ya gençken kırılmışsa ve artık karşımdaki insanda sevgi, şefkat uyandıramıyorsa?
Ya kalbi, ya da bir insanın içinde var olan ve onu sevgiye layık kılan şey her neyse geri dönülmez biçimde yara aldıysa?
Şu herkesin yanlışlıkla Shakespeare’e atfettiği sözü biliyor musun?
Yağmuru sevdiğini söyleyip yine de şemsiye taşımakla ilgili olan mı?
Hayır. ‘’ Beni bir kez kandırırsan sen utan. Sana ikinci kez kanarsam ben utanayım.’’
‘’Biliyor musun rüya gibi gözlerin var’’ cümlesinde, bir çocuk bana bunu söylese ne güzel olur, diye düşünmüştü. Rory, kalbini bir arp gibi çalıyor, hep doğru notaya basıyordu.