İkimiz de uygar insanlarız, değil mi? Aynı yatağı, sofrayı ve şişeyi paylaştık seninle. Hep dost kalacağız ve boynuna taktığım tasmayı görmezlikten geleceğiz, ben de sana hep iyilik yapacağım. Karşılığında senden yalnızca ruhunu istiyorum. Ufak bir şey.
STEPHEN KİNG
Şapa oturmak deyiminde geçen şap,
Kızıldenizin öteki adı olan Şap Denizinden geliyor.
Şöyle ki: Yerel halkın şap dediği mercan kayaları, suyun altında görünmeden büyüdüğü için özellikle de kıyıya yakın yerlerde gemilerin oturmasına sebep olurmuş. Özellikle de hacca gemiyle giden hacı adaylarının sıkça başına gelen bir durummuş. Hacı yolu gözleyenler, İnşallah bizimkiler şapa oturmaz diyerek dua edermiş. Zamanla dilimize yerleşmiş ve deyimleşmiş.
Ölenler, zor durumda kalanlar için kullandığımız
Nalları dikmek deyiminin nereden geldiğini anlamak için atların biyolojik bir özelliğini bilmek gerekiyor. Atlar, dizlerindeki bir tür kilit mekanizması sayesinde ayakta uyuyabiliyor ve uyur- ken de çok az enerji harcıyorlar. Ve öldüklerinde eğer ki dizleri kilitlenmiş haldeyse sırtüstü devriliyor, bacakları da havaya kalkmış halde duruyorlar. Haliyle nallar da havada. Deyim de buradan esinle girmiş hayatımıza.
hazlarla dolu olsun diye peşinden koşulan bir hayat;
zevkin temel bir parçası olarak düşünülen heyecanı vermek için sürekli olarak daha güçlü uyaranlara ihtiyaç duyulan, yorucu ve bir o kadar da manasız bir hayattır.
bertrand russell