demir

demir
@demiriste
Buğra Demir. Real pp.
Mezar Bekçisi.
Ingiltere, 16 Haziran
20 okur puanı
Mayıs 2023 tarihinde katıldı
Puan vermedi·208 syf.··
2023 18. kitabı
Kitap Finlandiya’nın yozlaşmadan kurtuluş ve kendi kendine yükselişini anlatır. Finlandiya altı asır boyunca İsveç yasaları ve yönetim kurumlarıyla yönetilmekte, resmi dil olarak İsveççe kullanılıp Fince küçümsenmekteydi. İsveç kültürü ülkede hâkimdi. 1809’da Rusya’nın egemenliği altında Büyük Prenslik statüsü kazandı. Ama Finlandiya’da hala İsveç kültürünün etkisi devam etmekteydi. Bu da Finlandiya’da yaşayan Finler ve orada yaşamını devam ettiren bir grup İsveç halkı için yeni kimlik arayışı ve aidiyet sorunlarının ortaya çıkmasına sebep oldu. Bir ülkedeki milli benliğin oluşması ve ileriye aktarımı için en önemli araç nedir? Fin halkı da Fincenin ülke genelinde konuşulmasını sağlayarak işe başladılar. Böyle kurtuluş, yükseliş, ilerleyiş hikâyelerinde her zaman bir başkahraman vardır. Burada da başkahramanımız Johan Vilhelm Snelman.1830 yılında “Cumartesi Derneği” adını verdikleri toplantılarda Snelman ve birçok genç bilim adamı siyaset, kültür ve edebiyat alanında tartışmalar gerçekleştirerek bazı fikirleri hayata geçirmeye çalışıyorlardı. Snelman gelişmek için en önemli olanın halkı bilinçlendirmek olduğunu düşünüyor ve bu konuda mücadele veriyordu. Baskı altında yaşayan, kısıtlanmış halk yeniliğe açık değildir, ki zaten yenilenme isteğini kendi kendine bulamaz, bu durumda dışarıdan bir itici gücün halkı ayağa kaldırması gerekir. Snelman da bunun farkındaydı, aydın ve eğitimli olan kesimin halkı bilinçlendirmesi, uyandırması gerekiyordu. Tabi burada ki yükselmenin tek kaynağı aydın kesimin eğitimi, bilinçlendirmesi değildi. Halka bir şeylerin aşılanması çok önemli bir adımdır fakat halkın bunun farkına varıp gelişmek, geliştirmek için çaba göstermeye başlaması bundan daha büyük bir adımdır. Snelman ve arkadaşlarının çabaları ve halkında farkındalığıyla birlikte
Düşünce
Beyaz Zambaklar ÜlkesiGrigory Petrov · Ayrıntı Yayınları · 2020124,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi
Fantastik, polisiye, tarihi türlerini içinde barındıran roman, içerdiği yoğun tasvirlerle “koku” kavramını oldukça iyi bir şekilde betimlemiştir. Bu sayede okurları tarafından çok beğenilmiş ve sıradışı addedilmiştir. Bu etkileyici betimlemeler sayesinde roman, sinemaya en başarılı şekilde uyarlanacaklar listesinde yer almıştır. Stanley Kubrick, Tim Burton ve Peter Jackson gibi yönetmenlerin dikkatini çekmiştir. Üstelik Süskind’in romanının gerçeküstü öğelerle kaplı olması ve birbirine çelişkili gibi gözüken durumları içermesi nedeniyle birçok yönetmen bu romanın filme uyarlanmasının imkansız olduğunu dile getirmesine rağmen. Ancak yine de 2006 yılında Tom Tykwer tarafından bu zor film sinemada seyircisiyle buluşmuştur.
1K
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,3bin okunma
7/10
!Spoiler içerir. Kitabın ana karakteri olan Raif Efendi kendi halinde, sessiz ve içine kapanık diye adlandırabileceğimiz bir karakterdir. Kitaptaki olayların akışını Raif Efendi’nin kendi ağzından dinlememize rağmen kahraman-anlatıcı farklıdır. Kendisi Raif Efendi ile aynı tercüme bürosunda çalışmaktadır. Ama kendisinin Raif Efendi ile bir samimiyeti yoktur. İlerleyen sayfalarda Raif Efendi’nin hasta olduğundan işe gelemeyeceğinden eşyalarını ona götürür ve Raif Efendi, o zaman kahraman anlatıcının da dikkatini çeken defteri kendisinden yakmasını rica eder. Daha sonra kahraman anlatıcı bu defteri okumaya başlar ve aslında sandığından çok farklı bir Raif Efendi ile karşılaşmış bulur kendini. Maria Puder ise -sabunculuk tekniğini öğrenmek için- Almanya’ya giden Raif Efendi’nin ilk görüşte aşık olduğu kadındır. Ama Raif Efendi ilk önce tablosunu gördüğü Maria Puder’e hayran kalır. Hatta resmine bakarken yanında olan Maria Puder’i bile fark edemez. Daha sonra tablonun sahibi ile tanışır ve aşık olur. Bir yılbaşı günü ise Maria’yla birlikte olur. Fakat bu birliktelikten sonra Maria’nın isteği üzerine birkaç gün görüşmezler. Onsuz bir yaşama dayanamayan Raif Efendi, Maria’nın hastaneye kaldırıldığını öğrenir. Hastalığı müddetince ona bakar ve tekrar güvenini kazanır. Maria’yla ilişkisinin tam rayına oturduğu bir zamanda memleketinden bir telgraf alır. Telgrafta babasının öldüğü ve derhal memlekete gelmesi gerektiği yazılıdır. İşlerini düzelttikten sonra Maria’yı da memleketine getireceği sözünü veren Raif Efendi, Almanya’dan ayrılır. Maria Puder’le düzenli olarak mektuplaşır. Ancak belli bir zaman sonra Maria Puder, Raif Efendi’ye mektup yazmaz. Raif Efendi kandırıldığını düşünerek bir başka kadınla evlenir ve çocukları olur. Ankara’da bir gün, Almanya’dayken
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,8bin okunma