Kitap Finlandiya’nın yozlaşmadan kurtuluş ve kendi kendine yükselişini anlatır. Finlandiya altı asır boyunca İsveç yasaları ve yönetim kurumlarıyla yönetilmekte, resmi dil olarak İsveççe kullanılıp Fince küçümsenmekteydi. İsveç kültürü ülkede hâkimdi. 1809’da Rusya’nın egemenliği altında Büyük Prenslik statüsü kazandı. Ama Finlandiya’da hala İsveç kültürünün etkisi devam etmekteydi. Bu da Finlandiya’da yaşayan Finler ve orada yaşamını devam ettiren bir grup İsveç halkı için yeni kimlik arayışı ve aidiyet sorunlarının ortaya çıkmasına sebep oldu. Bir ülkedeki milli benliğin oluşması ve ileriye aktarımı için en önemli araç nedir? Fin halkı da Fincenin ülke genelinde konuşulmasını sağlayarak işe başladılar.
Böyle kurtuluş, yükseliş, ilerleyiş hikâyelerinde her zaman bir başkahraman vardır. Burada da başkahramanımız Johan Vilhelm Snelman.1830 yılında “Cumartesi Derneği” adını verdikleri toplantılarda Snelman ve birçok genç bilim adamı siyaset, kültür ve edebiyat alanında tartışmalar gerçekleştirerek bazı fikirleri hayata geçirmeye çalışıyorlardı. Snelman gelişmek için en önemli olanın halkı bilinçlendirmek olduğunu düşünüyor ve bu konuda mücadele veriyordu. Baskı altında yaşayan, kısıtlanmış halk yeniliğe açık değildir, ki zaten yenilenme isteğini kendi kendine bulamaz, bu durumda dışarıdan bir itici gücün halkı ayağa kaldırması gerekir. Snelman da bunun farkındaydı, aydın ve eğitimli olan kesimin halkı bilinçlendirmesi, uyandırması gerekiyordu.
Tabi burada ki yükselmenin tek kaynağı aydın kesimin eğitimi, bilinçlendirmesi değildi. Halka bir şeylerin aşılanması çok önemli bir adımdır fakat halkın bunun farkına varıp gelişmek, geliştirmek için çaba göstermeye başlaması bundan daha büyük bir adımdır. Snelman ve arkadaşlarının çabaları ve halkında farkındalığıyla birlikte