Mai bir gecede bembeyaz hayallerle başlayıp siyah bir gecede hayatın acı, simsiyah gerçekleriyle yüzleşme...
Bir nesil romanı, romanın da ötesi. Bir neslin ta kendisi.
Ahmet Cemil nezdinde Servet-i Fünûn sanatçılarının hayalleri, edebiyat, sanat aşkları ve nihayetinde anlaşılamamaları, hayata küsmeleri.
Bir romandan çok daha fazlasıdır Mai ve Siyah. Bir neslin portresini çizer bizlere. Ahmet Cemil'in çırpınışları, edebî duyumu, eserini üretme çabası, sanata aşkı... Ve tabii ki Lamia'ya aşkı. Hepsini çok sevdi. Ama hiçbir şey yapamadı, elinden bir şey gelmedi. Ne edebiyat hak ettiği değere kavuştu ne Lamia'ya aşkını haykırabildi.
"Ah! Zavallı hırpalanmış, ezilmiş hayat!.. Mai bir geceyle siyah bir gece arasında geçen şu zavallı, bahtsız ömür!.. Bir baran-ı elmas altında gelişerek şimdi bir baran-ı dürrisiyah altında gömülen o emel çiçekleri!.."
Ah Ahmet Cemil, ah Halit Ziya!
Ah o anlaşılamayan sanatçılar, ah edebiyat...