Bu yazarın okuduğum ilk kitabı olduğu için diğer kitapları ile karşılaştıramayacağım fakat okuduğum en iyi korku romanı mıydı hayır en kötüsü müydü hayır. Vasattı. Bazı kitapların temposu yavaş yavaş artar bazıları size o gerilimi bir anda verir ki ben böyle kitapları genelde bir oturuşta bitiririm. Bu kitapta sorunlu olan şey gidişatın devamlı dalgalanması, heycanlanarak okuduğunuz bir paragraftan sonra anlamsız detaylara uzunca giriliyor. Eğer RS’de değilseniz çok rahatça okursunuz. Sabredip ilerlediğinizde sonu, anlatılmak istenen olayların iç yüzü, aslında elinizdeki kitabın bir polisiye/cinayet kitabı olmaktan çok neye hizmet ettiği konusunda düşünürken kitap ilginizi “tempo”dan ziyade “akış” ile ilginizi çekmeye başlıyor. Tabiki daha heyecanlı bir kitap olmasını ben de dilerdim fakat üstüne sayfalarca anektod yazılmasını gerektirecek kadar kötü değil. Sizi ilginç hislere sürükleyecek.
Elime ne zaman Nermin Yıldırım’ın bir kitabı geçse birkaç şerit post-it alırım. Biliyorum ki ne kadar alırsam alayım yetmez çünkü onun büyülü cümleleri, hayatın kendisini tasvir edişleri, kendimize bile açıklayamadığımız bazı duyguları beklenmedik olaylarla bağdaştırıp dile getirmeleri… ama bu kitap bambaşkaydı. Başlarda bu ne ya kovalamaca mı okuyoruz diye sıkılabileceğiniz, atmosferine kapılamadığınız için belki çok daha uzun bir sürede okuyacağınız, Eyüp’ü buldu mu acaba ümidiyle devam edecek tek tük nedenler bulacağınız bir kitap. Fakat öyle bir olay var ki içinde, öyle gizlenmiş öyle küçük detaylar ile okuyucusunu gıdıklamış ki Nermin hanım, öğrendiğinizde de kitap bitmesin ben bununla yüzleşmemeliyim diyeceksiniz. Pilar hanım gibi bilmemek mutlulukmuş bunu anlayacaksınız. Zannederim ki bir süre elim başka bir kitaba gitmekte, zihnimse başka bir hikayenin içine girmekte zorlanacak. Bir yanım üzülse de iyi ki okumuşum, Nermin Yıldırım’ın külliyatını bitirmekten çok korkuyorum, kendine has üslubu bana çok yakın bir arkadaşımmış da onu dinlemeye doyamıyormuşum gibi hissettiriyor. Herkesin bir gün eserleri ile tanışması dileğiyle.
Eğer çocukluğunuzda sevgi üzerine, ilgi üzerine veya konuşulmayan şeyler üzerine bir travmanız içinizi hüsrana boğan anılarınız varsa bu kitabı okuyacağınız döneme dikkat etmelisiniz. Kaç kere ağlamaklı olup kendimi toparlamak zorunda kaldığımı bilmiyorum. Kısır döngüymüş gibi hissettirmeye başlıyor kitabın ortaları ama lütfen devam edin son cümlesine kadar üstüne de kitabı sindirmek için kendinize zaman tanıyın. Siz de iz bırakacağına eminim.
Hayatımda daha ters köşe bir kitap okuduğumu sanmıyorum filminden önce kitabı okumanızı tavsiye ederim kesinlikle yazar son dakikaya kadar herhangi bir ipucu vermemekle beraber tam olarak son sayfada dumura döndürdü beni. Asla ara vermeden tek oturuşta okunacak bir kitap ama sanırım bir süre boş boş duvara bakıcam etkisi geçmeyecek yoksa.
Sadece şunu söylemem lazım şerit şeklindeki postitlerden yaklaşık 75 tane harcadım. Bu kitap insanın kalbine farklı anlardaki vedalarla dokunuyor. Elimde olsa tüm kitabın metnini alıntılardım.