"Söz gelimi, sorumu hoş görün ama zengin biriyle evlenmezdiniz, değil mi?"
"Eğer çok sevseydim... Hayır, sanırım yine de evlenmezdim."
"'Hah! Gördünüz ya işte!" diye haykırdı Arkadiy ve biraz bekledikten sonra ekledi: "Neden evlenmezdiniz peki?"
"Çünkü şarkıda bile dengi dengine çalan davuldan söz edilir."
"Hükmetmek istiyor olmalısınız ya da..."
"Ah hayır! Ne ilgisi var? Aksine, boyun eğmeye hazırım, bir tek eşitsizlik ağırıma gider benim. Özsaygımı koruyarak boyun eğmeyi anlayabiliyorum, mutluluktur fakat birine bağımlı olarak yaşamak...
Onlar gittikten yarım saat sonra kapı çaldı. Erkan... Geri gelmiş. Hah şöyle! Neden geldin demedim. Salona girdi. Oturdum kanepeye, dizime yattı. Beklemiyordum. Başını dizime koydu, başladı ağlamaya. Hiç konuşmadım. Saçlarını okşadım. Ben de ağladım sessiz sessiz.
"Kızma bize anne" dedi. "Kızma. Yapamadık. Ben yapamadım. Çok mutsuzum anne, evliliğimde. Ebru'dan çok yoruldum. Sen en başmda demiştin ya, bu kız sana göre değil, davul bile dengi dengine demiştin. Dinlemedim. Onun tahsiline, ailesine, parasına, güzelliğine kapıldım. Olur sandım.
Oysa karı kocalar birbirine bakar birbirini korur kollar ve gözetir. Kollayıp gözettiğimiz bir yüreği yüreğimizde saklarız kırılsın incinsin istemeyiz .Peki ne oluyor da dillerinden zehir zemberek ifadeler birikmiş çamurlar dökülebiliyor
Dil Belası evlilikte karı koca arasında soğukluğun girmesine sebep olabiliyor seanslarda "Aylar hatta yıllar geçti o sözünü hala unutamıyorum çok ağrıma gidiyor!" diyen Hanımlar ve beyefendiler olabiliyor.