Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kalemini her zamanki gibi filozofları aratmayacak şekilde oynattığı, almak isteyene çok fazla dersler barındıran, olay örgüsüne bolca mizah ve güldürü unsuru serpiştirmeyi eksik etmediği, canlı diyaloglarıyla sahiciliği üst seviyede tuttuğu ve sürükleyici kurgusuyla okuru içine çektiği bir başka romanı: Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'ndan.
Gürpınar, Türk dizi sektörü için bence hala keşfedilmemiş bir cevher. Aslında, şu anki dizilerimizin işlediği, bazen “bu kadarı da olmaz ki” dedirten konuların klasik Türk edebiyatında nasıl da yüz yıl önce anlatıldığını görüyoruz okudukça. Zaten kitapta da bununla ilgili, “Dünyada bir mevzu vardır. Şairler, edebiyatçılar, hikayeciler yalnız başlığı değiştirerek daima bu aynı şeyi anlatırlar. Sevdanın meşru, gayrimeşru türlü türlü şekilleri sanat namını alır. Kah kadın erkeği aldatır, kah erkek kadını, kah ikisi birbirini…” diyor.
1922 tarihinde tefrika edilen romandaki ana karakterimiz Şadan (Hüseyin Rahmi, bundan iki yıl sonra tefrika edilecek olan -ve Benim Küçük Şaheserim’de benim de kulağını çınlattığım- Ben Deli Miyim romanında da aynı isimde bir erkek karakter kullanacak). Çapkın mı çapkın bir adam olan Şadan, bunun böyle sürüp gitmeyeceğini anlayan ailesi tarafından, kendisinden entelektüel olarak hayli üstün olan Cevher Hanım’la evlendirilerek onun köşküne içgüveyi veriliyor. Ancak Şadan bu, durur mu? Kendisinden bilgice üstün olan karısını, onu aldatarak alt edecek aklı sıra. Karşı köşke kocası Hürrem Bey’le birlikte yeni taşınan Cevher Hanım’a hemen gönlü kayıyor. Cevher Hanım da tıpkı onun gibi: Kocası Hürrem Bey ne kadar sanata, bilgiye, felsefeye meraklı bir alimse, Cevher de bu konulara karşı en az Şadan kadar ilgisiz. Bu hal, bu iki kişiyi