Deniz

"Tanrı'nın bana baş edemeyeceğim bir şey vermeyeceğini biliyorum. Sadece keşke bana bu kadar güvenmeseydi diyorum." #Dostoyevski
Reklam
İbadet etmek keyifsiz ama bir makama gelmek keyifli... Neye göre? Nefse göre, Ağrı çekmek kötü ama ağrısızlık iyi. Neye göre? Nefse göre. Iltifat görmek hoş ama hakarete uğramak nahoş... Neye göre? Nefse göre. Nimetler insanın zevklerini tatmin edip etmediklerine göre mi büyük veya küçük?
Insan hoşuna giden şeyleri nimet, canını sıkan şeyleri azap olarak niteler. Moral bozukluğu da bir nimettir, ama nefse göre değil, ruha göre... Baş ağrısı bir nimettir ama nefs bu nimetten hoşlanmaz. Yaşanan bir iflas, boğulma hissini de beraberinde getirir. Ancak iş hayatı ve sosyal hayattan dışlanma duygusu Allah'a kavuşmayı bekleyen latife için büyük bir imkândır. Oruç nefs için azaptır, mahrumiyettir, ruhunsa gidasıdır.
Semud kavmine de ataları olan Âd kavmi gibi büyük nimetler verilmişti. Atalarının durumundan ibret almadılar ve kendilerini güvende hissedecekleri yüksek sütunlu binalarda türlü günahlara daldılar. Bu kez karşılarında Salih Peygamber vardı. Onu inkâr ettiler ve yapmamaları söylenen her fiili işlediler. Gökten üzerlerine bir sayha, altlarından da şiddetli bir sarsınti gelince, o çok güvendikleri sağlam binaların kendilerine bir faydası dokunmadı ve onlar da helak olup gittiler: "Rabbin vâdide kayaları oyan Semud kavmine neler yaptı?" (Fecr, 9)
Åd kavmi benzeri görülmemiş bir ihtişama sahipti. Ahalisi iri yapılı, kuvvetli insanlardı. Arazileri verimli topraklar üzerindeydi. Bereketli bağlara ve yeraltında büyük su depolarına sahiptiler. Doğal felaketlerden korunmak için dağları yontarak kaleler ve saraylar yapıyorlardı. Yıkılmasını imkânsız gördükleri ve onları her türlü tehlikeden kurtaracağına inandıkları sağlam binalarda yaşıyorlardı. Bu imkânlar içerisinde Hud Peygamberin uyarılarına kulak tıkıyor ve Allah'tan gelen afetler dahi kendilerine zarar veremez diye düşünüyorlardı. Bu kavim kasırga şeklinde bir rüzgarla helak oldu. Çok güvendikleri binaların, kendilerine hiçbir yardımı dokunmadı: "Görmez misin Rabbin nasıl yaptı Âd'e? Sütunlar sahibi İreme? Ki, o şehirler içinde benzeri yaratılmamıştı." (Fecr, 7-8)
Sayfa 290·Kitabı okudu
Reklam