"Her insan mutluluğu aramaktadır. Bunun istisnası yoktur ama her insan şikâyet etmektedir, prensler, hizmetçiler, asiller, halk, yaşlı, genç, güçlü, zayıf, eğitimli, cahil, sağlıklı, hasta, her ülkede, her zamanda, her dönemde, her şartta... İnsan boş yere etrafındaki her şeyle boşluğu kapamaya çalışır, o şeylerden hiçbiri ona yardımcı olamaz, çünkü bu sonsuz boşluk ancak sonsuz olanla yani Allah ile kapatılabilir"
Kişi dünyada misafirliğini anlar, gerçek görevi olan kulluğa yönelirse, aşırı önemsediğinde onu yutmaya başlayan dünyanın sıkıntılı işleri, onları hafife alması sayesinde yoluna girmeye başlar. Zira, Allah Teala dünyaya, "Ey dünya! Senden kaçanın peşinden koş. Sana hizmet etmeye çalışanı hizmetine al, köle yap, sana bakanlara şirin görün diye emir vermiştir (Imam Gazali, Kudsi Hadisler).
Efendimiz (sav) "Muhakkak öyle günahlar vardır ki, onları ne namaz, ne oruç, ne hac, ne de umre temizler. Onları ancak geçim yolunda çekilen sıkıntılar giderir"
Efendimiz (sav) insanın elindeki kandilin istemeden sönmesinin dahi bir musibet olduğunu, büyük küçük her musibetin hata ve günahlara kefaret olarak değerlendirileceğini ifade etmiştir