Popcorn Thriller#2
Bu, yazarın okuduğum ikinci kitabı ve Sakın Yalan Söyleme'yi daha çok beğenmiştim ben. Ama bu kitap da gerçekten tertemiz, tam kafa boşaltıp kurgunun içine dalmalık bir roman olduğu için hiç lafım yok. Bir kere izleyip bir daha asla hatırlamayacağınız ama sevdiğiniz oyuncular oynadığı için izlediğiniz Netflix filmi tadındaydı, ben maksimum verimimi aldım.
Açıkçası bu yazarın kitaplarını da çok başarılı bulmamakla beraber genel anlamda sevdim ve bazı kısımlar/detaylar komiğime gitse de öyle güzel akıyor ki kitap, çok keyifli zaman geçirdim. Yap kahveni oku, fazla sorgulama dedirtecek bir kitaptı bence.
Dikkat, bundan sonrası Spoiler'lı inceleme ve kitap dedikodusu:
Ay öncelikle ben kitabı okurken AŞIRI güldüm. Şimdi anekdotlar halinde hatırladığım saçmalıkları aktarıyorum.
1) Amy KORKUNÇ bir tıp öğrencisi öncelikle. ALTI ÜSTÜ 12 SAAT NÖBET TUTUCAKSIN ABLA. Kitabın başında kendi kendine abarttı da abarttı, yok işte içimde kötü bi his var bu gece korkunç bir şey olacak, yok içeride bir olay kopar da ölürsek de zart zurt bi dur ya. Tamam hani okuyucu olarak az buçuk kitabın ARKA KAPAĞINI OKUDUĞUMUZ İÇİN HANİ biz de biraz aydık bir şeyler olacağına, ama kör göze parmak sokar gibi bunu üst üste söylemesi, kaçış yolları araması, kapının koduna takması falan çok komik geldi bana. Bir de üstüne eski sevgilisiyle nasıl ayrıldıklarını, çocuğun triplerini falan okuduk da okuduk ama bunun kurguya resmen hiçbir katkısı olmadı HAHAHHAA çocuk öyle geldi ve gitti. Bir de öldüğünü görünce üzülüyor "Ay kötü biri değildi, beni bir sınav uğruna bıraktı sadece..." falan diye çocuk önünde torbayla götürülürken HALA BUNA TAKMIŞ BUNU DÜŞÜNÜYOR. Son olarak da doktor olmayan doktorun "Hiç Folie à deux diye bir şey duydun mu? İkili delilik." diye açıklaması ve kızın bunu