Deniz kadar derindim, kimse yüzeye bakmaktan vazgeçmedi.
Duygu ve Düşünce
Kıyısından açıldı sana doğru kalbim Uzak denizlerde değil Sende battım Ne boran, ne fırtına... Bir bakışın yetti Üşümedim hiç bu kadar Çökmedi böylesine yalnızlık Gözlerin ayrılıklar ülkesi Gözlerin yaşamaktan ötesi... Suyuna hasret karışmış denizin Kuşların kanadına telaş düşmüş Nasıl zor sana kavuşmak Nasıl her gün cumartesi Suyuna hasret karışmış denizin Sesini duyar gibiyim rüzgarlardan Içim öyle ferah, öyle temiz Ama bir şey var sende, bilirim Biraz bulanık, dalga dalga deniz Söyleyemediğim şeyler var Yüzüm durgun, sesim tiz Sen ve ben, ikimiz... Aramızda dalga dalga duvarlar Suyuna hasret karışmış denizin
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Eski bir rüyânın peşinde, yitirdiğim deniz kabuklarını arıyorum..."
Gelsen ya. Güzel buralar… Hem sana bütün olmayı öğretirim. Göğsünde kaybolurum hüzünlendiğim dakikalarda, çünkü senin omuzlarında ağlamanın deniz manzarası var… Cemal Süreya
Uzun süre direnmiş, çok şey taşımış ama artık dinlenmeye ihtiyaç duyan bir iç dünya.
Renkleriyle, dinginliğiyle, hafif hafif esintisiyle öyle güzel bir vakit ki akşamüstü; yüzyıl sürsün istiyorum.