Şunu unutmamak gerekir ki, insanların birbirleri hakkındaki fikirleri, dostluk ve aile ilişkileri sadece görünürde sabit, aslındaysa, deniz gibi hep hareketlidir. Bu yüzden de, mükemmel bir çift gibi görünen karı kocaların boşanacağı yolunda dedikodular dolaşır, hemen ardından birbirlerinden sevgiyle söz ettikleri duyulur; içtikleri su ayrı gitmeyen iki dosttan biri, öteki hakkında söylemediğini bırakmaz, daha biz şaşkınlığımızı yenemeden, ikisi barışmış olurlar; kısacık bir süre içinde, uluslar arasındaki ittifaklar altüst oluverir. 
Zalim, "bir şeyi doğru yerine koymayan"dır. Kendini doğru yere koymayan, varoluş hakikatini doğru yere konumlandırmayan kendine zalimdir. Daha ne kadar kendine zulmettiğin halde bilincini/cehaletini değil de Allah'ı suçlayacaksın?
Olan şeyi anlamaya çalışmak ve doğru seçimlerle kaderinin işaretlerini, izlerini takip ederek Kendi'ne, Öz'üne "tekâmül" ederek kavuşmak için buradasın."
kendiliğinden bir son mu umuyordum
parklarına deniz aşılanmış bu şehirde
bütün sabahların sahibi olduğunu bile bile
devletin sapsarı yüzüne karşı
günde bilmem kaç kez yalanladığım
bu bozkırdan devşirme
bu yerçekimli tarihin ezberiyle ayakta tıkış tıkış
tutkuyla seviyordum otobüsleri
Fırtınalı okyanuslardan kurtulup, ölü bir denizde batmayı bekleyen yelkenli gibi çaresiz, öylece kalakalmışken, insan
daha iyi değerlendiriyor kendini.