Bir iş var
Her gün bu kadar güzel mi bu deniz? Böyle mi görünür gökyüzü her zaman? Her zaman güzel mi bu kadar, Bu eşya, bu pencere? Değil, Vallahi değil; Bir iş var bu işin içinde.
Sayfa 97 - Ephesus·Kitabı okudu
Günaydın :/
Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kadın kalkar. Denize bakar... Deniz havasını içine çeker. Sanki yumuşak deniz meltemlerini elleriyle tutmak istemektedir. Kumrulara bakar...
Yolculuklar ilginçtir. Yaşamın sürekliliği içinde başlı başına kesitler oluştururlar. Dağlardan, deniz kıyılarından, kentlerden, gecelerden geçilir. Kalabalık ya da bomboş istasyonlar belirir sonra herhangi bir ormanla karşılaşırsın. Belki birkaç gün önce geçtiğin bir orman. Bir kent... Sabah.
Vilfredo Pareto
Yoksulu bu şekilde soyma yöntemi önde gelen yardımseverlerimiz, "hümanistlerimiz" tarafından uygulanmıştır. Tüberküloza karşı yapılan kongreler iyidir ama açlıktan ölmek üzere olan birinden ekmek çalmamak daha iyi olurdu ve ayrıca birazcık daha az "hümanist", yardımsever olup, başkalarının mallarına saygı duymak daha çok tercih edilirdi. Hâkim sınıfın kötü yolu terk etmek üzere olduğuna dair en küçük bir işaret yoktur ve bunun sonsuza dek değişmeyeceği düşünülmektedir. Bu durum Fransa’daki eski aristokraside de değişmez. Onlar Devrim’in tam da arifesinde para için yaygara koparırken, talihsiz XVI. Louis’nin başına üşüşmüşlerdi. İtalya'da Depretis'in yönetiminde sistematik olarak yağmalar ve soygunlar düzenleniyordu. Seçmeninden, seçilmişine kadar herkes birbirini alıp satıyordu. 1887'de korumacı politikaların ağırlaştırılmasıyla vatandaşlara özel vergiler zorla kabul ettirilmiş, haklar en yüksek fiyat teklif edenlere açık artırmayla satılmak için kullanılmış, diğerleri de kârlarını demiryolları, bankalar, çelik fabrikaları, deniz ticaretinden elde etmişlerdir.
Sosyoloji