"Sana üç şey getirdim," dedim.
"Ne kadar geleneksel," dedi sırıtarak. "Bu gece tam bir beyefendisin."
"Öyleyim." Koyu renkli büyük bir şişeyi havaya kaldırdım.
Onu iki eliyle birden tuttu. "Bunu kim yaptı?"
"Bal arıları," dedim. "Ve Bredon biracıları."
Auri gülümsedi. "Üç B etti," deyip şişeyi ayaklarının dibine bıraktı. Ardından ona bir somun taze arpa ekmeği gösterdim. Uzanıp ona bir parmağıyla dokundu ve beğenmișçesine başını salladı.
Bohçadan son olarak bütün bir tütsülenmiş somon balğı çıkardım. Bana tam dört mangıra mal olmuștu, fakat yanına uğramadığım zamanlarda Auri'nin yeterince beslenmediğinden endişeleniyordum. Bu balık ona iyi gelecekti.
Auri başını yana eğerek balığın açık duran gözlerinden birine merakla baktı. "Merhaba balık," dedi, sonra başını kaldırdı. "Sakladığı, bir sır var m?"
Başımı salladım. "Göğsünde kalp yerine bir arp taşıyor."
Balığa tekrar baktı, "Öyleyse bu kadar şaşkın görünmesi normal."
Auri balığı ellerimden alıp dikkatle çatıya bıraktı. "Ayağa kalk. Benim de sana verecek üç șeyim var. Zaten adil olan da bu."
Dogruldum ve Auri elime kumaşa sarılı bir şey tutușturdu. Lavanta kokulu kalın bir mumdu. "İçinde ne var?" diye sordum.
"Mutlu düşler," dedi. "Onları oraya senin için koydum."
"Elbette ki yaşam değersiz, yalnızca kendisine değerli oluşu dışında. Ve sana yaşamın tam da şu anda oldukça değerli olduğunu söyleyebilirim, kendi açımdan."
İyi veya kötü, olumlu ya da olumsuz duygular diye bir şey yoktur. Bize kendimizi iyi hissettiren ve bizi zorlayan duygular vardır. Tıpkı hayatın kendisi gibi. Ne sadece gül bahçesi, ne de sadece hırçın bir deniz. Duygular koşarak kaçabileceğimiz, görmek istemediğimizde halı altına süpürebileceğimiz, çatı katına kilitleyebileceğimiz, göz görmeyince gönlün unutabileceği şeyler de değildir. Yaşayamadınız her bir duygu, bedenen, ruhen, zihnen vuku bulur. Bu yüzden sevebilir, acı çekebilir, ağlayabilir, pişman olabilir, sarılabilir ve sonrasında iyileşebiliriz.
Talihsiz sevdam,
Ne çileler çektin mavi kıyılarda.
Ne çok dalgaya yemin ettin oysa,
Bu uçsuz bucaksız dumanlı yalanlarda.
Gözlerimden düşen tekil yalnızlığım,
Çok boğuldun
Kuru topraklarda.