Zerdüşt büyük şehrin kapısına da uğramıştı. Burada halkın “Zerdüşt’ün maymunu” dedikleri bir deli onun yolunu kesti. Deli Zerdüşt’e şöyle dedi:
“Zerdüşt, burası büyükşehir; burada arayacak bir şeyin yok, burada her şeyi kaybedebilirsin.
Burası yalnız düşüncelerinin cehennemidir. Burada büyük fikirler canlı canlı kızartılır ve parçalanarak pişirilir.
Burada bütün büyük duygular çürür. Burada yalnız kuru duygucuklar takırdar.
Öldürülmüş ruhların kokuları yayılmıyor mu?
Ruhların kirli paçavralar gibi asıldıklarını görmüyormusun?
Burada her türlü kötülük ve günah var.
Burada kandırmaca, avutmaca, dindarane tükürük yalama ve ikiyüzlülük var.
Burada kan damarlarda kirli ve pis akar. Bu kargaşalık içindeki bütün süslü ve sahte insanların toplandığı bu büyük şehre tükür ve geri dön!
Zerdüşt burada ağzı köpüklü delinin sözünü kesti:
“Artık yeter! Sözlerinden ve tarzından tiksiniyorum. Senin kendi damarlarında pis ve iğrenç bir bataklık kanı akmıyor mu?
Senin aşağılamalarını küçümserim. Beni uyaracağına niçin kendini uyarmadın? Sana benim maymunum diyorlar fakat sen homurdanan bir domzsun.
Yalnız senden değil bu büyük şehirden de tiksiniyorum.
Her ikisinde de ne düzeltilecek, ne de bozulacak bir şey var.
Sayfa 215 - Mutena Yayınları, 1. Baskı 2015·Kitabı okudu