Hiç bir şey zekayı tutkulu bir kuşku kadar bileyemez. Hiç bir şey olgunlaşmamış bir zihnin bütün olanaklarını karanlıkta kaybolan bir iz kadar harekete geçiremez...
Ve şunu korkuyla hissederim ki, daima iddialı bir dille ruh, zihin, duygu olarak nitelediğimiz, *acı dediğimiz şey aslında son derece zayıf, zavallı, jöle gibi yapış yapıştır;* çönkü bunlar en üst seviyeye ulaştığında dahi ıstırap içindeki bedeni, eziyet çeken vucudu paramparça etmeyi başaramaz, *çönkü düşüp ölmek yada şimşek çarpmış bir ağaç gibi devrilmek yerine* , akmaya devam eden kanımızla böyle zamanlara dayanırız.
Prensipte savaş çabası, daima nüfusun en temel ihtiyaçları karşılandıktan sonra geride kalabilecek her türlü fazlalığı yiyip tüketecek şekilde planlanır. Buda * bir lokma at etine sahip olmak zenginlik ile yoksulluk arasındaki çizgiyi belirler * görüleceği üzere, savaş gereken imhayı gerçekleştirmekle kalmaz, bunu * psikolojik açıdan kabul edilebilir bir şekilde yapar.