Uzun zamandır mutsuzluk ve umutsuzlukla buluşan "benliğim"in iç-dış savaşı bu kitaptan sonra da devam etti. Çünkü artık bu umutsuzluğumun sebebinin "görmek" olduğunda karar kılmaya başlamıştım. Gördükçe hissetmek, kavuşmak istemek ve sonunda kavuşamamak... En büyük distopya buydu benim içim. Yaşadığımız hayatın ötesine bir distopya asla oluşturalamayacaktı. En kötüsüne alışmış bir bedene kötü nefestir. Umuttur.
(SPOILER)
*Herkesin gözlerinin açılmasının üzerine, doktorun eşinin durgunlaşması da bu yüzdendir işte. Sonunda işe yaradığını hissetmişti herkes körken. Yardım edebileceğini, bir şeyleri değiştirebileceğini biliyordu. Ama sonunda herkesten farksız ve yine yeniden körlüğünün başladığını düşünüyordu. Asıl felaket ve ceza buydu onun için.